Hayat Bir İp, Dengeyi Kaybeden Düşer
Hayata atılmak, yüksek bir ipin üstüne çıkmak gibidir. Aşağı bakarsan korkarsın, sağa sola savrulursan düşersin. O ipte yürüyebilmenin tek şartı var: denge. Ne aşırı rahatlık ne de sürekli panik… Hayat ikisini de affetmez…
Gençlik yıllarında çoğumuz hayatın sert yüzünü görmeyiz. Lise, üniversite… Aile var, destek var, bir şekilde işler yürüyor. Bu yüzden sorumluluk hep erteleniyor. “Sonra bakarız”, “bir şekilde olur” cümleleri dilden düşmüyor. Ama hayat öyle işlemiyor. Mezuniyetle birlikte faturalar geliyor. Para, iş, gelecek kaygısı, insanlar, rekabet… İşte o zaman gerçek hayat başlıyor…
Hayatın içinde olunca şunu anlıyorsun: Sadece istemek yetmiyor. İnanmak, sabretmek ve direnmek gerekiyor. Düşünce sağlam değilse, insan en küçük rüzgârda savruluyor. Bugün bir şey söylüyor, yarın tam tersini savunuyor. Çünkü bir omurga yok…
Hep söylenir ya, “tecrübe en iyi öğretmendir” diye. Doğru. Ama her dersi kendi canımız........
