Duanın Bereketi |
Duâ Kulun Yüce rabbimiz huzurunda acziyetini belirtmesi, ondan başka sığınacak limanın olmadığını idrak etmesi, O’ndan ihsanda bulunması ve yardım istemesidir. Mü’min yüce rabbine ellerini açtığı zaman sadece sözle değil, samimiyetle, tüm benliğiyle rabbine yalvarmalıdır. Ellerini yüce rabbine açan mü’minin kalbi titremeli, rabbine sığınıp rabbine niyazda bu şekilde bulunmalıdır.Hazret-i Mevlânânın şu güzel öğüdünü mü’minaklından çıkarmamalıdır:“Nedâmet ateşiyle dolu bir gönülle ve nemli gözlerle duâ ve tevbe et! Zîrâ çiçekler, güneşli ve ıslak yerlerde açar!”Mü’min kulluğunun gereği sürekli Rabbine yalvarış ve yakarış halinde bulunmalıdır. Zira Dua kalbdeAllâh’a açılanen yüce kapının anahtarıdır. Âyet-i Kerimede şöyle buyrulur:“Kullarım Sana Ben’i sorduklarında, (bilsinler ki) ben onlara çok yakınım. Bana duâ edenlerin duâlarınıkabûl ederim…” (el-Bakara, 186)En güzel örneğimiz Resulullah (s.a.v) Dua’yı nasıl yaptığını incelersek O, gözyaşları içinde ve ayakları şişinceye kadar kıldığı namazlara ilâveten, acziyet duyguları içinde Cenâb-ı Hakk’a daimailticâ ederdi. Özlü duâları çok sever, özlü olmayan duâyı yapmazdı. “Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secde hâlidir. İşte bu sebeple secdede çok duâ etmeye bakın!”(Müslim, Salât, 215) tavsiyesinde bulunurdu.Mü’min Dua etmenin yanında bir de Din kardeşlerinden, zayıf, fakir, anne-baba, hasta ve muhtaçlardan dua almalıdır. Zîrâ Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“Bir mü’minin diğer........