Savaş Dünya Gıda Krizini Tetikliyor |
Dünya petrolünün % 20'si ve azotlu gübrenin yaklaşık % 35'i körfez ülkelerince üretilmekte ve Hürmüz Boğazından sevk edilmektedir. Son ABD, İsrail-İran savaşı nedeniyle, üretim ve sevkiyatın tamamen durduğu söylenmektedir. Bu haber bile, gübre piyasasında ürenin tonunu 80 dolar birden artırarak 635 dolara yükseltti. Sevkiyat aksamaları devam ederse gübre fiyatlarının tahminlerin çok üstünde artacağı, çiftçilerin ekim planlarında mecburen değişime gideceği konuşulmaktadır.
Rusya, Mısır, Suudi Arabistan'dan sonra İran, dünyanın 4ncü büyük sentetik gübre ihracatçısıdır. Basra Körfezinin kapanmasının devam etmesi halinde, bahar ekimlerinin yetişememesine, gıda arzının daralmasıyla global gıda krizinin tetiklemesinden çokca endişe ediliyor.
Tarımda mazot ve gübre ürüne göre değişmekle beraber, girdilerin başlı başına %70'ni oluşturmaktadır. Hakezâ hayvancılık için konuşacak olursak; yem girdisi %65 civarında, %5-10 arasında da enerji giderlerinden oluşmaktadır. Bu demek oluyor ki bitkisel üretimimizin ilaç hariç %70'i, hayvansal üretimimizinde yine ilaç, aşı hariç %60'ı dışa bağımlıdır. Brend petrole son bir haftada gelen %38'lık zam, azotlu gübrede ki ton başı 80 dolar zam ülkeleri elleri başında kara kara düşündürür oldu.Türkiye olarak soyada %90, ayçiçeğinde %65 ve bunların küspelerinde dışa bağımlılığımız bizi ister istemez et, süt ve ürünlerinde gerek arz gereksede öngörülemiyen fiyatlar açısından kara kara düşünmemizi gerektiriyor.
Dikkat ederseniz Hürmüz Boğazı açık olduğunda bile, zaten tarım ve hayvancılıkta gübre, mazot, yem ve enerji bağımlılığımızdan dolayı oluşan şu an ki fiyatlar bile üretici ve tüketicide fevâranlara sebebiyet olurken, yâ Hürmüz kapanırsa gerek enerji gerek gübre fiyatlarının üretime nasıl yansıyacağı, kısıtlar nedeniyle verimin düşmesi ve bunun etkisiyle piyasaların adeta allak-pullak olacağını sanırım sizlerde tahmin ediyorsunuzdur.
Evet Türkiye hububatta kendine yeterli bir ülke, bakliyatta da mercimek, nohut ve fasulye harici kendine yeterli, soya, ayçiçeği ve mısırda da ciddi oranda bağımlılık devam ediyor. Meyve ve yaş sebzede yeterliyiz ve fazlalığı ihraç etmekteyiz. Ancak mesele bununla kalmıyor; enerji ve gübre fiyatlarının aşırı yükseldiği savaş ortamında, girdilerin daha az kullanılacak olmasının getireceği verim düşüklüğüdür. Yetersiz arzdan dolayı, aşırı yükselen ürün fiyatları, yetersiz beslenme, tedbir alınmazsa stokçuluktur, karaborsacılıktır. Devlete olan güvenin sarsılmasıdır.
Azotlu gübrenin üretim maliyetinin yaklaşık %80'nini doğal gaz oluşturmaktadır. Dolayısiyla gaz fiyatlarında bir artış, bir nevi gübre fiyatında ki artış demek oluyor. Azotlu gübre olmadan buğday, mısır, pirinç gibi temel mahsüllerin verimleri azalıyor. Bu nedenle gübre üretim ve sevkiyatında her hangi aksaklık küresel gıda üretimini direkt etkileyebiliyor. Ekmek, makarna ve patates gibi ürünlerle, hayvan yemlerinin daha maliyetli olacağını, kırmızı et, süt ve süt ürünleri fiyatlarının hızlı bir yükseliş trendine gireceğini şimdiden söylemek mümkün.
Peki, savaş uzun sürerse, kimler en çok etkilenir ? Enerji ve gübrede tam bağımlı Türkiye başta olmak üzere, Afrika ve Avrupa bu olumsuzluklardan en çok etkilenen ülkeler olacaktır. Gübre üretiminde ilk sırada bulunan, enerjice zengin Rusya bu durumdan en kârlı çıkan ülke olacaktır. ABD'nin ise kısmen kârlı konumda olacağı gibi, gübre üreticisi olmakla birlikte enerjide bağımlı Çin nötr durumda kalacaktır. Ancak söz konusu gıda olacağı için bu defa paran olsa bile gıdada arz yetersizliği nedeniyle gıdaya erişmek çok zor olacaktır.
Türkiye üreticisinin gübre sorununu aşabilirse, iklim ve ürün çeşitliliği avantajını verimde ki artışla karşıladığında dezavantajını çok yönlü avantaja çevirebilir.
Neymiş ? Gıda çok yönlü stratejik bir metaymış. Selam olsun tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticilere, selam olsun üreticisini hor görmeyip onlara destek çıkanlara...