Durdu Zıba |
Beyefendi, kişilik sahibi, aydın, berber ve o zamanın Göksun'unda entellektüel, siyasi kariyer sahibi olan bu çok yönlü güzel insanı lâyıkıyla anlatabilmenin zorluğunu bilerek, Göksun'da iz bırakan Durdu Abi'yi sizlere anlatamazsam bu kitabında eksik olacağını düşünerek, Durdu Zıba'yı şiddetle anlatma gereği duydum.
Göksun'da "Zıbaduranlar" olarak bilinen, Kayabaşı Mahallesi'nde mezarlığın hemen yamacında haneleri olan bu aile; aslen Elbistan'lı olup 1948 yılında Göksun'a yerleşmişlerdir. Durdu Abinin babası Elbistan'ın meşhur kabadayılarından "Duran Efe" olarak nâm salmış biridir. Öyle ki, O, sokaktan geçerken kadınların kızların kimisi saygıdan, kimisi korkudan "Abo Duran Efe geliyor !" diye evlerine kaçacak yerararlarmış. Kabadayılığın rajonundan mıdır nedir, Duran Efenin başı da kan davaları, yaralamalar başta olmak üzere belalardan da hiç eksik olmazmış. Çocuklarının artık delikanlılık döneminde, "Bari onları bu bitmez belalardan kurtarayım" diye Göksun'a gelirler. Duran Efe'nin Göksun hayatı, Elbistan'ın zıttı olarak namaz, niyaz ve Kur'an okumakla geçer.
Durdu Zıba'nın annesi, Elbistan'da Küçük Fadime olarak bilinsede, Göksun'da Zıbaduran Fadime Hatun'dur. Zira, Duran Efenin ilk eşinin Adı da Fadime'dır. Bundan dolayı Elbistan'da Küçük Fadime olarak bilinir. Duran Efe ve Fadime Hatun’un evliliklerinden, Muharrem, Durdu, Yusuf ve Neriman adlı dört çocukları olur. Rahmetli Muharrem Zıba, Köy Enstitüsü mezunu olup uzun süre Göksun'da Dava Muhakkikliği yapmış, aydın ve sevilen biriydi. Ortancıl oğlu Yusuf Zıba Göksun'un ikinci kuşak çok önemli terzilerindendi. Hobi olarak en önemli uğraşısı da avcılığıydı. Kimseye zararı olmayan kendi halinde halim-selim bir aileydi Göksun'un Zıbaduranları.
Zıbaduranlar deyince, rahmetli Fadime Teyze'yi anmadan geçemeyiz. Kayabaşı Mahallesi'nde "Dört Albustan'lı Hatun" denince; Zıbaduran Fadime Hatun, Hasan Çavuş (Kundakçı) eşi Zeynep Hatun (rahmetli Turgut Kundakçı annesi), Demirci Şevki'nin eşi Fadime Hatun (Öğretmen Maruf Demirci annesi) ve Demirci Abidin emminin eşi Zekiye Hatun'du bu "Dört Albustan'lı Hatunlar. Bunların Göksun yemek kültürüne katkıları inkar edilemezdi. Hele Zıbaduran Fadime Dezze'nin baklava ve içli köfteleri...
Aile Elbistan'dan Göksun'a göçtüğünde, Durdu Abi henüz daha askerdir. Sessiz, sakin görünümlü bu insan önceleri eski Hükümet
Konağı karşısında Hasan Samancı'ya ait dükkanda uzun süre berberlik yaptı. O zaman ki dükkan günün şartlarına göre epey görkemliydi. Radyo başta olmak üzere, gazete, dergi, yer yer kitaplar eksik olmazdı burada. Durdu Abinin müşteri potansiyelide oldukça iyiydi o dönem. Altmışlı yılların ortasında ilkokul öğrenciliğimde makineyle iki numarayla traşına çok gitmişliğim olurdu Durdu Abinin. İçeride ki müşteri veya ziyaret için gelen dostlarına anlattığı, anlamını sonradan öğreneceğim bir türlü ezberliyemediğim, söylenince hatırladığım "Emperyalizm" ve "Yeşil Kuşak " sözlerini ilk defa orada duymuştum.
Berberliği Elbistan'da öğrenen Durdu Zıba, Mahallesinde de sevililirdi. Karşılaştığı insanlara selam mahiyetli hafif tebessümünü eksik etmezdi. Ufak tefek bu adamın hayatıda, evine gitmek için tırmandığı yokuşlar gibi hep dikti.
Evine, yâ bizim evin önünde ki "Erzurumlar Yokuşu" nu, yâ da eski Ortaokulun karşısında ki Bayram Doğan, Nâmıdiğer Sakız Hacı'nın yokuşunu tırmanmak mecburiyetindeydi. Hep yokuş, yine yokuş...
Elbistan'da sol fikirlere ilgi duyan Durdu Abi; dergi, gazete, radyo ve müdaim arkadaş çevresiyle sol tandansını iyice geliştirmiş olarak askerlik dönüşü Göksun'a geldiğinde, yavaş yavaş bu fikirlerini empoze edecek çevreside oluşmuştu. Bunlar yer yer Göksun'da ki aydın çevreler olduğu gibi, Göksun'a gelen Ortaokul öğretmenleriyle, can dostu Fındıklıkoyak'dan rahmetli terzi Memiş Yeşil, yani Topal Memiş gibi bazı emekçi kesimden insanlardı.
Altmışlı yılların başlarında kendisinden yirmi yaş küçük Yeniyapan Köyümüzde Tecirli oymağından
Âğca Sülemen'in (Ekici) kızı Emiş Hatunla, dostu İbiş Irbâm'ın epey gayretleriyle üç lira Ğalın Parası (Başlık Parası) vererek evlenen Durdu Abi'nin, bu evlilikten; Aydın, Duran, Fahri, Fadime ve Doğa olmak üzere Allah ömürlerini arttırsın beş evladı olur.
Rahmetli Durdu Zıba, Annesi, Eşi ve Çocukları
Durdu Zıba, Göksun'un sosyal ve siyasal tarihinde iz bırakmış; mesleği berberlik olmakla birlikte hayatı ve etkisi bu mesleki kimliğin çok ötesinde Türkiye İşçi Partisi Maraş delegesi, milletvekili adayı ve basında düşüncelerini ortaya koyan bir fikir insanıdır.
Durdu Zıba'nın siyasal duyarlılığı Türkiye İşçi Partisi'nin kuruluşundan da önceye gider. 13 Mayıs 1955 tarihli Halkçı Gazetesinde Göksun'dan gönderdiği bir şikâyet mektubunda, bir jandarma müfrezesinin köylülere kötü muamele ettiği iddialarını dile getirir ve yetkilileri göreve çağırır. O, yalnız teorik siyasetle değil, yaşadığı çevrede gördüğü haksızlıklarla da ilgilenir.
Durdu Zıba'nın Akis Dergisinde yayımlanan mektuplarında, "Parti liderlerinin düşüncelerinin üyeler tarafından sorgusuz kabul edilmesi anlayışına karşı çıktığını" dile getirir.
Aslında, berber dükkânları yalnızca birer meslek mekânı değil; gazete ve dergilerin okunduğu, radyo ve televizyon haberlerinin kaçırılmadığı, gündemin konuşulduğu ve yerel kamuoyunun nabzının tutulduğu sosyal alanlardı. Durdu Abi, ulusal basına yazan ve siyaseti yakından izleyen kişiliği düşünüldüğünde berberliği, onun halkla günlük temasının önemli bir parçası olarak görmek gerekir.
Tarihçi Igor P. Lipovsky, Durdu Zıba'nın meşhur “Bürokratik asalak aydınlar, filizlenmekte olan sosyalist hareketi yok ettiler”........