SARIŞIN BOMBA DEVAMLI GÜNDEMDE |
Daha önceki yazılarımdan birinde altın konusunu ele almış, yazımın başlığını da “Sarışın Bomba” koymuştum. Bizim sarışın bomba o zaman da gündemdeydi, bugün de… Gündemden düşmüyor. Yazılı ve görsel basında sürekli kendine yer buluyor. Televizyonlarda ana haberlerden tartışma programlarına kadar her yerde karşımıza çıkıyor. Gazetelerde ise sürmanşetten başlayıp üçüncü, dördüncü sayfalara kadar neredeyse her köşede kendine yer ediniyor bu sarışın bomba. Ben o yazıyı kaleme aldığımda henüz İran-ABD savaşı çıkmamıştı. Buna rağmen altın oldukça popülerdi. Özellikle söz konusu gelişmelerden sonra iyice başrole yerleşti. Bayram sonrası bir arkadaşımın anlattığı ise işin geldiği noktayı çok net özetliyor: 9 yaşındaki çocuğu, topladığı bayram harçlıklarıyla altın almak istemiş. “Baba, altın alalım; paramız daha çok olur” demiş. Oysa adı üstünde: bayram harçlığı… Harcamak için verilir. Gidin harcayın. Tıpkı bizim çocukluğumuzda yaptığımız gibi… Bakkala gidin, oyuncakçıya gidin. Şimdilerde pek kalmadı ama lunaparka gidin. Harcayın harçlığınızı. Ama öyle bir döneme geldik ki adeta zihnimiz bu yönde şekillendi. 9 yaşındaki bir çocuk bile harçlığıyla altın almak istiyor. Durum böyle olunca kuyumcuların önünde kuyruklar oluşuyor, altın yok satıyor. Aslında bunun önemli bir sakıncası var. Yine aynı örnekten yola çıkarsak; geçmişte çocuklar harçlıklarını harcayarak paranın piyasada dönmesini sağlardı. Para el değiştirir, ekonomi canlı kalırdı. Bugün ise altın alındığında para piyasadan çekiliyor, yastık altına giriyor. Bu da piyasanın canlılığını azaltıyor. Elbette burada küçük küçük altın alarak yatırım yapanları da anlamak gerekir. Kimse yarının ne getireceğini bilmiyor. Hani güzel bir atasözümüz var ya: Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık Bir yandan piyasaların hareketli olması, paranın dönmesi gerekiyor. Diğer yandan insanlar da kendilerini ekonomik olarak güvence altına almak istiyor. Peki, bu işin içinden nasıl çıkacağız?