KIVRIM KIVRIM HAYATLAR |
KIVRIM KIVRIM HAYATLAR Belgesellerde görürüz, çeşitli görsellerde rastlarız. Ansiklopedilerde, kitaplarda okuruz.
Akarsular düz bir rota çizmez. Doğdukları yerden denize döküldükleri noktaya kadar, bir yılan misali sürekli sağa sola kıvrılarak yol alırlar.
Yılan da nehir misali ilerler; kıvrım, kıvrım …
Onun bir sağa, bir sola kıvrılmasının sebebi güç almak ve ileriye doğru hareket edebilmektir.
Akarsular da böyledir. Sağa sola kıvrılarak hız kazanır ve sonunda menziline ulaşır. Peki… Menzile ulaşmak için kıvrım, kıvrım olmak mı gerekir?
Üstat Necip Fazıl, Sakarya şiirinde bunu ne güzel ifade eder: “İnsan bu, su misali, kıvrım, kıvrım akar ya…”
Sanki bu, doğanın değişmez bir kanunu olmuş gibidir artık. İnsan da bir nehir misali, kıvrım, kıvrım akar kendi menziline doğru. Her kıvrımda bir güç kazanır.
İş hayatında, ikili ilişkilerde, günümüzde neredeyse her adımda… Özellikle de siyasette.
Elbette tenzih edilecek insanlar var. Olmalı da… Onlar olmazsa düzgünlüğün ne olduğu bilinmez, gelecek nesillere örnek olacak insan kalmaz.
Ama kabul edelim ki, siyaset kulvarında kıvrım, kıvrım olan çok.
Siyasette; düz durdunuz, dik durdunuz … Yandınız.
Kıvrım, kıvrım olanlar; bir sağdan çarpar, bir soldan çarpar, bir önden, bir arkadan…
Bir bakarsınız, siz de çapraşık bir hâle gelmişsiniz.
Ne dikliğiniz kalır, ne de düzlüğünüz.
Sonra siz de güç kazanmak adına kıvrım, kıvrım olmaya kalkarsınız…
Ama işte o zaman, içinizdeki yangın daha da büyür. Çünkü düz adama, dik adama kıvrım, kıvrım olmak yakışmaz. Düz adamın, dik adamın yolu ne olursa olsun şaşmaz.