KARA
Bugün değişik bir konudan bahsedelim. Konumuz “Kara”! Nedir kara? Renklerden biri. Ama nedense dilimize yerleşen pek çok kelimede, deyimde ve cümlede hep olumsuz anlamlarla karşımıza çıkıyor. İnsan ister istemez, “Bu karanın suçu ne?” diye sormadan edemiyor. Gelin, şöyle bir düşünelim. Karalar bağlamak… Kara kara düşünmek… Kara para… Kara gün… Kara haber… Daha başlangıçta bile kara, kendisini bir sıkıntının, bir üzüntünün ya da bir kötülüğün ortasında buluyor. Biraz daha devam edelim mi? Kara talih, kara baht, kara leke, kara vicdanlı, karabasan, karayazı, kara düzen, kara liste, kara sicil, kara damga… Sanki dilimizde kara kelimesiyle kurulmuş bir ifade varsa mutlaka arkasından bir dert, bir sıkıntı ya da bir kötülük çıkacak! İyi de bu karanın suçu ne? Kara para diyoruz. Paranın rengi mi var? Parayı kirleten, onun hangi renkte olduğu değil, nasıl ve ne şekilde kazanıldığı değil mi? Kara haber diyoruz. Haberin rengi mi olur? Acı olan haberin kendisi değil mi? Kara gün........
