Başkalarının Hayatında Kaybolmak

İnsan, kendini anlamlandırırken çoğu zaman başkalarına bakar. Bu, gelişimsel olarak doğal bir süreçtir; birey çevresini gözlemler, öğrenir ve kendine bir yön çizer. Ancak bu eğilim, günümüz dünyasında özellikle sosyal medyanın etkisiyle sağlıksız bir boyuta ulaşmış durumda. Artık insanlar yalnızca kendilerini geliştirmek için değil, kendilerini değerlendirmek için de sürekli başkalarının hayatlarına bakıyor. İşte tam da bu noktada “kıyas tuzağı” devreye giriyor. Kıyaslama, kısa vadede motive edici gibi görünebilir. Bir başkasının başarısı, bireyi harekete geçirebilir, yeni hedefler belirlemesine yardımcı olabilir. Ancak bu süreç sürekli hale geldiğinde ve bireyin öz değerini belirlemede temel ölçüt haline geldiğinde, ciddi bir psikolojik yük oluşturur. Çünkü kıyaslama çoğu zaman adil değildir. İnsanlar başkalarının en iyi anlarını, kendi en zor anlarıyla karşılaştırır. Sosyal medyada paylaşılan hayatlar, gerçeğin tamamını yansıtmaz. Filtrelenmiş anlar, seçilmiş başarılar ve özenle kurgulanmış görüntüler, izleyen kişide eksiklik hissi yaratabilir. “Herkes mutlu, başarılı ve ilerliyor; bir tek ben geride kaldım” düşüncesi, özellikle gençler arasında yaygın bir içsel söylem haline gelmiştir. Oysa bu algı, çoğu zaman gerçeğin çarpıtılmış bir yansımasından ibarettir. Kıyas tuzağının en büyük zararlarından biri, bireyin kendi yolunu kaybetmesine neden olmasıdır. Her insanın yaşam koşulları, yetenekleri, öncelikleri ve zamanlaması farklıdır. Buna rağmen başkalarının hayatını referans almak, bireyin kendi değerlerini göz ardı etmesine yol açar. Bu durum zamanla tatminsizlik, yetersizlik hissi ve düşük özsaygı ile sonuçlanabilir. Psikolojik açıdan sağlıklı olan, kıyaslamayı tamamen ortadan kaldırmak değil; yönünü değiştirmektir. Birey, kendini dünkü haliyle kıyasladığında gerçek bir gelişim alanı yaratır. “Ben nereden nereye geldim?” sorusu, “Başkaları benden daha mı iyi?” sorusundan çok daha yapıcıdır. Bu yaklaşım, bireyin kendi potansiyeline odaklanmasını sağlar. Ayrıca bireyin kendi değerlerini tanıması da bu süreçte kritik öneme sahiptir. Başarı, herkes için aynı anlama gelmez. Kimi için kariyer, kimi için huzur, kimi için ise ilişkiler ön plandadır. Kendi önceliklerini bilmeyen birey, başkalarının hedefleri içinde kaybolmaya daha yatkındır. Toplumsal düzeyde ise başarı tanımının çeşitlendirilmesi gerekmektedir. Yalnızca maddi kazanç ya da statü üzerinden yapılan değerlendirmeler, bireyleri dar bir kalıba sıkıştırır. Oysa iyi oluş hali, çok boyutlu bir yapıya sahiptir ve her birey için farklı şekillerde ortaya çıkar. Sonuç olarak, başkalarının hayatına bakmak yerine kendi yolumuza odaklanmak, ruh sağlığımızı korumanın en önemli adımlarından biridir. Kıyas, doğru kullanıldığında rehber olabilir; ancak ölçüsüz olduğunda yön kaybettirir. Belki de kendimize sormamız gereken en gerçekçi soru şudur: “Ben, kendi hayatımda ne kadar ilerledim?”


© Manisa Meydan Gazetesi