İnce Bir Çizgide… Gülşah Durbay için…
Aynı yolda yürürken sanki o mücadeleyi ikimizde vermiyormuşuz gibi birbirimize başaracağız diyerek destek olduğumuz günlerin hatırına. Bazen susmamak gerek…
Çok fazla yazan oldu Gülşah Durbay hakkında. Yazıp yazmamak konusunda çok kararsız kaldım. Ama onu en iyi ben anlardım. Belki de yaşadıklarını en iyi ben anlatabilirdim. Çünkü o, yaşarken hep sustu.
Nasıl bir sabırdı sendeki; hiç mi çığlık atmak istemedin, atılan iftiralar seni üzerken? Tedavi sürecini etkilerken sarf edilen cümleler “Hakkım helal değildir” dedin sadece.
Davulun sesi uzaktan hoş gelir insana işte. Hasta olmadığını bile söyleyen ahlaksızlar olmuştu. Boynunda bandajını gördükleri halde.
Nedir kanser olmak, nasıl bir şeydir? Etrafınızdaki herkesin “Tıp ilerledi, yenersin” diyerek size moral vermeye çalıştığı, sizin ise ölmemek için çabaladığınız o şey… Şey işte.
Nasıl mı hisseder insan kanser olduğunda? Ben bilirim birde bu hastalığın pençesinde yaşamak için savaşanlar bilir.
Siz bilmeyin sakın, ama aklınızda olsun biz böyle hissediyoruz.
Kansersen şayet, ince bir çizginin üzerinde yürürsün. Bir tarafında ölüm, en güçlü haliyle eşlik ederken; diğer yanında yaşam, en zayıf haliyle eşlik eder size.
O ince çizgi nasıl da yakar canı, bir bilseniz… Nefesiniz kesilir. Sesiniz cümlelere yetmez. Dengeniz kaybolur ama siz o ince çizgi üzerinde, yanınızda duran, her an sizi içine çekmeye çalışan ölüme kafa........
