PANORAMA 2025

2025’i geride bırakırken, dünya ve Türkiye aslında bir yılı değil; yaşanılmayan ertelenmiş krizlerin birikimini 2026’ya devretti. Ekonomi, iklim krizi, savaşlar, yoksulluk ve toplumsal çözülme artık birbirinden bağımsız başlıklar değil. Hepsi aynı sistemin farklı yüzleri olarak hayatlarımızı kuşatıyor. 2025, bu gerçeklerin görünür olduğu bir yıl oldu; 2026 ise dünya bu krizlerin derinleşme riski taşıdığı bir eşikte olacak.

Dünya:
Küresel Ekonomi ve Eşitsizlik
2025’te “toparlanma” söylemleriyle pazarlanan küresel ekonomi, 2026’ya daha derin bir adaletsizlikle giriyor. Sermaye belirli merkezlerde yoğunlaşırken, yoksul ülkelerde emek daha ucuz, yaşam daha güvencesiz hale geliyor. Çokuluslu şirketler, doğal kaynakları ve emeği talan etmeye devam ediyor. Afrika’dan Orta Doğu’ya, Güney Asya’dan Latin Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada yoksulluk kalıcılaşıyor.

İklim Krizi:
2025’te yaşanan seller, yangınlar, susuzluk ve kuraklıklar bize açık bir uyarıydı. 2026’da bu felaketler artık istisna değil, yeni normal haline geliyor. En az kirleten ülkeler, en ağır bedeli ödüyor. Gıda krizi, temiz suya erişemeyen çocuklar, yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybeden bebekler, iklim krizinin sessiz kurbanları olarak karşımızda duruyor.

Savaşlar ve Çocuk Ölümleri
2025’te bitmeyen savaşlar, 2026’ya taşındı. Filistin’den Ukrayna’ya, Sudan’dan Yemen’e kadar savaş bölgelerinde en büyük bedeli çocuklar ödüyor. Bombalar........

© Manisa Meydan Gazetesi