DOĞAYI BOZUP, DUAYA SARILMA! |
Taş ocaklarıyla dağlar oyuluyor.
JES’ler, HES’ler suyun yönü değiştiriyor,
Altın madeni uğruna ormanlar kesiliyor, toprak zehirleniyor, su kirletiliyor. İmar planı diyerek arazilerini yapılaştırıyor, şehirlerde nefes alacak boşluk bırakmadan toprağın üstünü betonla kaplanıyor. Bu süreçte insanlar maddiyatı öne çıkıp, maneviyat köreltiliyor.
Yağmur yağıyor. Dere taşıyor. Yamaç kayıyor, araçlar, insanlar sele kapılıyor, evler yıkılıyor...
Eller açılıp, göğe bakıp yakarma:
“Allah’ım merhamet…”
Felaketi, merhamet esirgediği, doğa tahribatıyla insan yaratıyor.
Yıkımı gökten gelmiyor, yerden insan eliyle inşa ediliyor.
Felaketi “Doğal” Sanmak!
Sel bir doğa olayıdır; afete dönüşmesi çoğu zaman insan kararlarının sonucudur. Aşırı yağış doğaldır. Ancak dere yatağına bina yapmak, taşkın ovasını imara açmak, ormanı kesmek, toprağı geçirimsiz betonla kaplamak doğal değildir.
“Doğal afet” ifadesi çoğu zaman sorumluluğu görünmez kılar. Oysa ortada zincirleme bir süreç vardır: Yanlış planlama, denetimsiz imar, yetersiz altyapı ve ekolojik tahribat.
Betonlaşma ve Selin Mekaniği
Toprak suyu emer. Orman suyu tutar. Bitki örtüsü yağışı yavaşlatır.
Beton ise suyu yüzeyde tutar.
........