Testin Gölgesinde Kaybolan Estetik Duyarlılık |
Eğitim, bir zamanlar insanın ruhunu inceltmenin, dünyayı anlamlandırmanın ve güzelliği fark etmenin yoluydu. Bugün ise amiyane tabirle bir yarış pistine dönüşmüş durumdadır. Her adım, bir sınavın, bir testin, bir ölçmenin gölgesinde atılmakta, öğrencinin gözündeki merak ışıltısı, yerini kaygının mat rengine bırakmış durumdadır.
Eğitim, esasen yalnızca bilgi aktarmak değil, aynı zamanda ruhu beslemek ve güzelliğe açık bir bakış kazandırmak anlamına gelir. Öğretmen, yalnızca öğreten değil, rehberlik eden; okul, yalnızca bilgi verilen değil, hayatın anlamının sezdirildiği bir mekândı. Ancak bugün, eğitim giderek bir ölçme ve sıralama düzenine indirgenmiş durumdadır. Her aşamada bir test, bir sınav uygulanmaktadır. Bu süreçte, insanın içindeki estetik duyarlık, yani dünyaya karşı duyduğu hayranlık, şaşkınlık ve zarafet duygusu sessizce kaybolmaktadır.
Oysa estetik duyarlık, bir sonuç değil, bir süreçtir; “puan”la ölçülmez. Bir çocuğun gökyüzüne bakarken hissettiği merak, bir melodide yakaladığı duygu, bir kelimenin sesinde fark ettiği güzellik… Bunlar bir formülle ölçülemez. Güzelliğe açık bir kalp, sadece resim dersinde değil, bir matematik probleminin zarafetinde de kendini gösterebilir. Fakat biz, testin dar kapısından geçerken bu inceliği geride bırakıyoruz. Çocuğun çizdiği bir resimdeki özgün renk, yazdığı bir cümledeki sezgi, çoğu kez ölçme-değerlendirme kılavuzlarına sığamıyor.
Ne yazık ki, ölçülemeyeni değersiz sayan bir çağda yaşıyoruz. Her şey sayıya indirgenirken, eğitim de insanın iç dünyasını değil, istatistikleri dikkate almakta; böylece, sınav başarısı artarken insanın duyarlılığı eksilmektedir.
Belki de eğitimde en çok kaybettiğimiz şey bilgi değil, görme biçimi. Dünyayı sadece doğru-yanlış seçenekleriyle algılayan bir bakış, güzelliğin ahengini, duyguların derinliğini fark edemez.
Testin soğuk dili, öğrencinin iç sesini bastırıyor. Çoktan seçmeli sorular,........