Kırk Bir Kere Maşallah! |
Emekli edebiyat öğretmeni olan dayımla ‘insan, hayat, hastalık, ölüm’ mevzuları üzerine sohbet ederken bir söz söyledi: “Vadesi yetmeyen hastalar başında, vadesi yeten sağlar oturur.” Bu, bir atasözüymüş.
İlk defa duyduğum bu şiir gibi atasözünü hemen not aldım. Öldü, ölecek diye beklenen hastaların başındaki nice sağlıklı kimselerin nasıl da kayıp gittiğini hatırladım. Ecel, her canlı için takdir edilmiş. Hasta-sağ (sağlıklı), yaşlı-genç, zengin-yoksul demiyor. Eceli gelen gidiyor.
Şimdiye kadar hiçbir yazılı kaynakta rastlamadığım atasözünü Haydarpaşa Lisesi’nde öğrenciyken, okulda bir konferans veren rahmetli Orhan Şaik Gökyay’dan duymuş. “Bu vatan toprağın kara bağrında, / Sıradağlar gibi duranlarındır. / Bir tarih boyunca onun uğrunda, / Kendini tarihe verenlerindir…” mısralarıyla başlayan, o meşhur “Bu Vatan Kimin?” şiirinin şairinden. Üzerinden altmış yıl geçse de dayım, bu atasözünü unutmamış.
Meseleye böyle bir giriş yapsam da asıl konumuz hayat, hastalık, ölüm veya bu atasözü değil. Adı ne olursa olsun konferans, konuşma, söyleşi, sohbet gibi faaliyetlerin öğrencinin hayatında ve hafızasında nasıl bir iz bıraktığı. Altmış yılı aşan bir zaman ve insanın duygularına, düşüncelerine yön verme hüviyetine sahip unutulmayan bir söz…
Malum olduğu üzere, 2025 yılının 20 Aralık günü İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Âkif’in 152. doğum, 27 Aralık ise 89. vefat yıldönümüydü. Bu haftanın, yani 20-27 Aralık arasındaki günlerin, yıllardır resmî düzeyde “Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Haftası”........