Kaht-ı rical! (Adam kıtlığı!)

 “Kaht” Arapça da kıtlık, yokluk ve kuraklık demektir. Kıtlık; kuraklık, deprem, yangın, sel gibi doğal afetler, savaş veya ekonomik krizler sebebiyle yiyeceklerin halkın ihtiyacını karşılayamayacak derecede az olması veya bulunamaması sebebiyle; bazen açlıktan ölümlerin vuku bulduğu “yokluk” anlamında kullanılmaktadır.   

            Nitekim Osmanlı İmparatorluğu döneminde, (1873–1875) Orta Anadolu’da kitlesel ölümlerin meydana geldiği büyük bir kıtlık yaşanmış, yine II. Dünya Savaşı yıllarında da (1939-1945) ciddi anlamda yaşanan kuraklık yüzünden yaşanan yiyecek kıtlığı sebebiyle Türk milleti otlarla, hayvan yiyecekleri ile yaşam mücadelesi vermiştir.

Bizim yazımıza konu olan kıtlık, doğal afetler veya başka sebeplerden dolayı meydana yiyecek yokluğunu ifade eden bir kıtlık değildir.   Bizim yazımıza konu olan kıtlık; ölümcül hastalıklar ya da doğumların azalması ile nicel olarak insan neslinin tükenmesi de değildir. Bizim yazımıza konu olan kıtlık; “Kaht-ı rical” (Adam kıtlığıdır.) Kaht-ı rical devlet kademelerinde, sivil toplum alanlarında, akademik camiada iş dünyasında; toplumsal çalkantıların kaosa dönüştüğü durumlarda, doğru, dürüst; adaletliyle, liyakatliyle, şefkati, merhameti, kucaklayıcı tavrıyla rol model nitelikte eğitilmiş; sözlerine itibar edebilecek, iyi insanların, adam gibi adamların giderek nesillerinin tükenmeye yüz tuttuğunu; adam gibi adamların kıtlığının başka kıtlıklara benzemediğini ifade etmekte mecazen kullanılan bir kavramdır.

Allah korusun yiyecek kıtlığı vuku bulduğunda; kıtlık olmayan başka ülkelerden alınacak destek veya yapılacak ithalat ile en azından hayatiyetinizi sürdürmeniz mümkündür. Ancak, eğitilmiş, nitelikli, ülke çıkarını kendi çıkarının üstünde tutan; halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak gören, eğitim, öğretim, yönetim, kültürel, sosyal, siyasal, iktisadi, ticari sorunlarınızı çözmek için dışarıdan adam ithalatı yapmanız mümkün değildir.  

Elbette ülkemizde 86 Milyon, İslam coğrafyasında 2 Milyar, dünya genelinde 8,5 Milyar insanın bulunduğu bir alemde adam yokluğundan söz edilebilir mi? Anlatmak istediğimiz şey; adam gibi adam yetiştirmeme veya adam gibi adamların yönetim dışında tutulması suretiyle; toplumun kötülükleri ile öne çıkan, siyaseti, yönetim işini zenginleşme aracı olarak gören insanların yönetimine maruz bırakılmasıdır.

Son günlerde eğitimden sağlığa, sağlıktan spora, spordan iş dünyasına, iş dünyasından siyasete, siyasetten  bürokrasiye  ve haberleşme alanlarına kadar;  yaşanan  kirli ilişkilerin baş döndürücü bir şekilde gündemden düşmemesi; gelir dağılındaki adaletsizliğin; yargı kararlarının tartışılır olması, siyasetin bir zenginleşme ve güç biriktirme aracı hâline getirilmesi;halkın sorunları yerine  yapay  gündemlerin tartışılması; kadın cinayetlerinin, eğitimcilere saldırıların sıradanlaşması; yolsuzlukların, hırsızlıkların,  çeteleşmelerin, hesaplaşmaların; kaynakları açıklanamayan servetlerin vakayı adiyeden sayılması; memlekette; ya adam kıtlığı var! Ya adam gibi adam yetiştiremiyoruz. Ya da sorun çözecek, halkın gündemini önceleyecek yöneticilerin iş başına getirilmesinde seçici davranamıyoruz!

 Adama gelince; “Adam: Kul/İnsan” cinsiyete dayalı olmayan, genel anlamda insan türü için (kadın/erkek) kullanılan müşterek bir isimdir. Adam gibi adama gelince; o da İslam literatüründe, iyi insan, insan-ı kâmil rütbesine erişmiş bir kul demektir.........

© Maarifin Sesi