Söz Meclisten İçeri

Ankara’yı Ankara’dan yazıp meclisi yazmamak olmaz elbette.  Meclisi ve mehabetini anlatırken saygı ve saygınlığı evvelen ele almak gerekiyor. Çünkü bir milletin meclisinin kültürel ve ilmi mahiyeti ülkenin boy aynası mesabesindedir.

Saygınlık saygı ile alakalıdır. Saygınlığın olması gereken yerde saygının olması gerekir. Saygı toplumda hürmet uyandıran davranış ve sözlerin bütününe denir. Meclisin saygınlığı ülkenin bütününü alakadar ettiği için sınırlar içerisinde yaşayan memleketin her ferdi yakından alakadardır.

 Saygınlığa meclisin mehabeti, heybeti de diyebiliriz. Meclisin mehabetini yani heybetini temsil eden pek çok unsur bulunmaktadır. Bunların içinde görüntüye dair olanlar var olduğu gibi muhtevaya dair şartlar da mevcuttur.

Saygınlık, hürmet, mehabet meclisin manevi şahsiyetini meydana getirir. Mehabet, meclisin manevi şahsiyetinde şekil ve vücut bulur. 

Meclisin heybeti milletin heybetidir. Meclisin heybetinin menbaı da temsil eden vekillerin itibarında saklıdır.

İnsanın itibarına tesir eden birinci husus gönül penceresidir. Gönülden açılan pencereler insan olan her ortama yeni köprüler kurar. Akıl ve gönülü birlikte hareket ettirmek gönülden gönüle yol yapar. Soyadı ince olan hatibe cevap veren sonraki hatibin ‘’sizin soyadınız benim üslubum incedir’’ diye söze başlaması gönülden bir sözdür. Nefisleri ön plana çıkarmak yerine gönül dilini ön plana çıkarmak klasik kültürden ilhamlar taşır. Gönüllere daha kolay sirayet eder. 

Bunun içinde cemiyetin değer algıları konusunda olgun bir düşünce ortamı gerektirir. İki yüz senedir yaşadığımız batı ile karşılaşma ve batı değerleriyle birleşip gelişerek yeni bir aşama kaydetme çabamız bu durumu çok kolay kılmıyor. Aşmamız gereken zorlu geçitler mevcut.

Meclisin mehabetini temsilin bir başka asıl yönü vekillerin millet kültürüne olan derin hakimiyetleri ile doğru orantılıdır. Bir vekil konuşunca temsil ettiği millete dair ne kadar engin ve derinlikli kültürel hakimiyeti varsa hitap gücü ve millet nezdindeki temsiliyeti de o kadar yükselmektedir.

Siyasi rekabetin getirdiği çağın beraberinde taşıdığı ‘’oy kaygısı’’ daha çok oy mu, daha çok kültürlü vekil mi seçiminde ‘’oy’’ tercihini son yıllarda daha çok ön plana çıkarmış görünmektedir. Halbuki medeniyetin geleceğine milletin yüksek kültürlü vekilleriyle daha etkin ve güçlü rotalar çizilebilir. Ayrıca millet, meclisinde kendini temsil eden figürlerinde derinlikli kültürel ve medeniyet müktesebatlarını görmek ister. Kendisi ile mecliste temsil edilenler arasında kültürel derinlikli bağlar yoluyla özdeşlik kurmak ister. Aynilik geliştirme eğilimi taşır.

İngiltere’de de geçmişte popülerlik özellikle 1980’lerden sonra siyaseti teslim almış. Bu durum dikkat çekici boyutlara ulaşmış. Bu gelişme meclisteki milletvekillerinin olgunluktan çok oy seviyeleri ile seçimlerini ön plana çıkarmış. Bu gelişme de meclisin seviyesini aşağı yönde etkilemiştir.

Durum giderek ciddiyet kazanınca konu devlet üst yönetimine ve kraliçeye aksettirilmiştir. Yakın müşahadelerle İngiltere devleti konuyu ciddi bulmuş. Önlem alma gereği hissetmiştir. Daha sonraki seçimlerde bir devlet kararı olarak vekil seçiminde ‘’kültürel derinlik’’ kotası getirilmiştir.

Ülkemiz meclisinde de bu durum son yıllarda dikkat çekici boyutlara ulaşmış bulunmaktadır. Meclis mazisinde hitabet ustası vekilleri gözlerimiz arar hale gelmiştir. Mecliste son senelerde millete örnek olacak kültürel ilmi derinlikli isimlerin azaldığı gözlenmektedir. Ülkenin kültürel zenginliklerinden örnekler, espiriler, mizah ve kelime oyunları ile belagatle konuşan milletvekillerini gözlerimiz arar olmuştıur. 

Belki de bu nedenle mecliste keyif verici kültürel derinlikli rekabet ve atışmalara rastlanmaz oldu artık. Mizah ve hazır cevap muhtevalı müzakereleri göremez olduk. Ya da daha az rastlar olduk. Hal böyle olunca da popüler bir kültürel müktesebata sahip olan nevzuhur isimlerin biraz da magazin ağırlıklı konuşmaları meclisin gündemini domine etmeye başladı. Meclisin kültürel arka plan yetkinliği siyasetçiler kadar entelektüel fikir muhitlerini de alakadar etmektedir. Bu husus erbabı kalem, erbabı ilim ve erbabı siyaset tarafından dert ve mesele edinilmeli. Bir memleket meselesi olmalı. Her parti ‘’kültürlü’’ milletvekili konusunu etraflıca düşünmeli. Gündemi haline getirmeli. Sayılarını daha da çoğaltmak için gereğini yapmalıdır.  

Alakası bakımından konu hassasiyetle ‘’derin devletimizin’’ ve ‘’derin ilmiyemizin’’ alakasına arz olunur.

Şehir ve Kültür Sayı: 139


© Maarifin Sesi