Seçmeli Dersler Çare Olmadıysa Yapılacak İş Zorunlu Eğitimdir |
Geçtiğimiz günlerde Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Milli Eğitim Bakanlığının seçmeli ders olarak koyduğu Siyer ve Kur’an- ı Kerim derslerinin öğrenciler tarafından (veliler de diyebiliriz) tercih oranının yüzde 5’lere düştüğünü açıkladı. Sayın Başkan, rakam vererek konuştuğuna göre bilgi kesin olmalıdır.
Başkan’ın böyle bir açıklama yapmasının gerisinde Kahramanmaraş’taki öğrenci katliamı var. Dinî bilgilerden uzak durmanın sonuçları bu, demeye getiriyor. Sadece Başkan Erbaş değil, birçok gazeteci, siyasetçi de benzer teşhiste bulundu.
Bakanlık cephesinden bakılırsa ders konusunda bir eksiklik yok. Çünkü MEB, okullarda seçmeli ders olarak Osmanlı Türkçesi, Peygamberimizin Hayatı, Kur’ân- ı Kerim, Ahlak Metinleri ve daha birçok ders koydu.
Fakat Sayın Erbaş’ ın açıklaması da gösteriyor ki öğrenciler ve veliler bu dersleri seçmiyor. Seçme oranı yüzde beş seviyesinde imiş. Neden acaba? Bu konuda söylenecek çok söz var. Kimseyi yormadan özetleyeyim.
12 Eylül 1980’den beri Bakanlıklar (Hükumet demeliyiz) sağlık, trafik, çevre, bilişim, medya okur yazarlığı gibi konularda medyanın ve siyasetçilerin yönlendirmesi, şikayet konusu olan sorunların çözümü için hemen her konuyu okullara ders koymak suretiyle çözmeye çalıştı. Aslında bu yükü üstünden atmanın çaresi idi bu dersler. Ders koyduk daha ne yapalım. Öğretmenler öğretsin trafik kazaları biter, öğrenciler temiz ve sağlıklı yetişir, çevreye duyarlı olur rahatlığı yaşandı fakat ihdas edilen dersler sorunları çözmedi. Çünkü sorun, sınıfta değil toplumdadır. Kitaplarda yazan bilgi pratikte bir karşılık bulamadı. Ders ihdas etmek öğretmen ve öğrencilerin........