Türk Eğitim Sisteminde Kültür Temelli Müfredat İnşası

Türk eğitim sistemi, tarihsel serüveni boyunca modernleşme sancıları ile geleneksel birikim arasında bir denge arayışında olmuştur. Tanzimat’tan bugüne dek süregelen pek çok reform hareketi, teknik ilerlemeyi hedeflerken eğitimin en temel bileşeni olan “kültürel zemini” ihmal etmiştir. Oysa bugün dünya genelinde yükselen pedagojik eğilimler, eğitimin sadece teknik bilgi setlerini aktarmak değil, aynı zamanda bireyin kendi toplumsal gerçekliğiyle bağ kurmasını sağlamak olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, Türk Milli Eğitim sistemi özelinde kültür temelli bir müfredat tasarımı, sadece pedagojik bir tercih değil, aynı zamanda milli bir beka ve kültürel bağımsızlık meselesidir. Eğitim, bir milletin kendi geleceğini kendi kavramlarıyla inşa etme sanatıdır. Kültür, bir milletin kolektif zekâsı ve varoluş biçimidir; bu kaynaktan beslenmeyen bir eğitim modeli, dışarıdan ithal edilen ve bünyeye uyum sağlamayan yapay bir müdahaleden öteye gidemez.

Kültür temelli bir müfredatın ilk ve en sağlam sütunu şüphesiz “dil” olmalıdır. Türkçe, sadece bir gramer kuralları bütünü değil, Türk insanının dünyayı algılama, kâinatı yorumlama ve estetik üretme biçimidir. Mevcut müfredat yapısında dil eğitimi genellikle teknik bir beceri olarak ele alınmaktadır. Ancak kültür temelli bir yaklaşımda Türkçe; Yunus Emre’nin sadeliği, Itri’nin ritmi ve Türkçenin deyimsel zenginliği ile tüm derslerin merkezine yerleştirilmelidir. Matematik problemlerinden fen deneylerine kadar her........

© Maarifin Sesi