Ayşe Levent KOLUKISA: Okuma; Bir Ruhun, Başka Bir Ruhun İklimine Misafir Olmasıdır. |
Eğitim, insanın düşünce dünyasını, karakterini ve hayata bakışını inşa eden derin bir yolculuktur. Bu yolculukta kalemiyle, fikriyle ve tecrübesiyle katkı sunan eğitimcilerin düşüncelerini dinlemek, eğitim hayatımıza yeni ufuklar kazandıracaktır.
Öğretmenlik tecrübesi, akademik çalışmaları ve eğitim üzerine düşünceleriyle dikkat çeken Ayşe Levent Kolukısa ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
Bu röportajda; okumanın anlamı, nitelikli okuma alışkanlıkları, düşünce ile davranış arasındaki ilişki, çocuk–muallim–mürebbi kavramları ve eğitim anlayışımızın geleceğe dair taşıdığı hayaller üzerine samimi ve düşündürücü değerlendirmelerini bulacaksınız. Eğitim ve okuma kültürü üzerine yapılan bu sohbetin, özellikle eğitim camiası ve genç okurlar için ilham verici olmasını temenni ediyoruz.
1. Maarifin Sesi: Okuma nedir? Kaliteli bir okuma nasıl yapılmalıdır?
Ayşe Levent Kolukısa: Okuma, yalnızca gözün satırlar üzerinde dolaşması değildir. Okuma; bir ruhun, başka bir ruhun iklimine misafir olmasıdır. Kelimelerin ardındaki anlamı sezmek, yazarın zihninde dolaşmak ve metni kendi düşünce süzgecimizden geçirerek yeniden kurmaktır.
Kaliteli okuma ise metni tüketmek değil, metinle ilişki kurmaktır. Okur metne soru sorar, metni hayatıyla ilişkilendirir ve okuduklarını zihninde yeniden yorumlar.
Okuma yaparken şunlar göz önünde bulundurulmalıdır; Her basılı kâğıt kitap değildir. Zihni bilgiyle doldurmak kadar, hangi bilginin zihne gireceğini seçmek de önemlidir. Okur metinle pasif bir ilişki kurmamalıdır. Kenar notları almak, altını çizmek, sorular sormak; okur ile yazar arasında sessiz bir sohbet başlatır. Hızlı okumak çoğu zaman bir başarı değil, bir aceleciliktir. Kaliteli okuma; durarak, düşünerek ve metnin anlamını sindirerek yapılan okumadır.
Bir kitabı hızlı bitirmek değil, kitabın insanı biraz değiştirmesi kıymetlidir.
2. Maarifin Sesi: Düşünce ile insan; iç terbiye ve davranış terbiyesi arasında nasıl bir ilişki kurarsınız?
Ayşe Levent Kolukısa: İnsan, düşündüğü kadar vardır; fakat düşündüğünü davranışa dönüştürdüğü kadar gerçek anlamda insandır. İç terbiye, insanın niyet dünyasının ve kalbinin inşasıdır. Bir bakıma görünmeyen kök gibidir. Davranış terbiyesi ise bu kökün meyve veren dallarıdır. Düşünce iç dünyayı şekillendirir; iç dünya da davranışlara yansır. Eğer bir düşünce insanın bakışına merhamet, davranışına zarafet katmıyorsa, o düşünce henüz olgunlaşmamış demektir.
Gerçek eğitim, insanın hem zihnini hem de karakterini birlikte inşa edebildiği ölçüde anlam kazanır.
3. Maarifin Sesi: Kısaca çocuk, muallim ve mürebbi tarifi yapabilir misiniz?
Ayşe Levent Kolukısa:
Çocuk, geleceğin en saf emanetidir. İçinde keşfedilmeyi bekleyen kabiliyetlerin bulunduğu bir tohum gibidir.
Muallim, bilgiyi öğreten, zihni aydınlatan kişidir. Öğrencinin dünyayı anlaması için ona yeni pencereler açar.
Mürebbi ise bundan daha geniş bir anlam taşır. Mürebbi yalnızca bilgi vermez; hâliyle örnek olur, karakter inşa eder ve ruhu besler. Muallim akla hitap ederken, mürebbi kalbe de dokunur.
İdeal eğitim ortamında öğretmen hem muallim hem de mürebbi olabilmelidir.
4. Maarifin Sesi: Eğitim, öğretim, terbiye ve talim kavramları sizin zihninizde nasıl bir Türkiye hayali uyandırıyor?
Ayşe Levent Kolukısa: Bu kavramlar benim zihnimde “kökü mazide olan bir ati” hayalini uyandırır.
Bilimi, tekniği ve bilgiyi güçlü bir şekilde öğrenen; fakat aynı zamanda ahlaki derinliğini ve kültürel köklerini koruyan bir nesil hayal ediyorum.
Öğretim ve talim ile bilimsel donanımı yüksek; eğitim ve terbiye ile de karakteri sağlam bireyler yetiştiren bir Türkiye…
Hayalimdeki Türkiye; laboratuvarda atomu parçalayabilecek kadar güçlü ama sokaktaki bir karıncayı incitmeyecek kadar zarif bir medeniyet anlayışına sahiptir. Modern dünyanın imkânlarını kullanan, fakat yönünü kendi medeniyet değerlerinden alan bir Türkiye.
5. Maarifin Sesi: Okuma talimi ya da okuma temrinleri konusunda önerileriniz nelerdir?
Ayşe Levent Kolukısa: Okuma, bir alışkanlıktan öte bir disiplindir. Bu disiplin küçük ama sürekli adımlarla gelişir.
Bu noktada üç aşamalı bir yaklaşım önerilebilir:
İnsan yalnızca sevdiği türlerde değil; tarih, felsefe, edebiyat, sanat ve bilim gibi farklı alanlarda okuyarak zihnini genişletmelidir.
Her ay mutlaka bir klasik eser okumak, düşünce dünyasının derinliğini korumaya yardımcı olur. Klasikler zamana direnmiş metinlerdir.
Okunan metin hakkında kısa notlar almak, özet çıkarmak ya da küçük yorumlar yazmak okumanın kalıcılığını artırır. Yazılmayan okuma çoğu zaman unutulur.