We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kavga ve zaferin şiiri: Şostakoviç’in 7. Senfoni’si

3 0 0
06.07.2021

9 Ağustos 1975, dünyanın en önemli bestecilerinden Dimitri Şostakoviç’in bu dünyadan göçtüğü gün. 69 yaşındaydı ve üzerinden 41 yıl geçti. Mahler’den omuz alarak ve yaşadığı ülkenin müziğinden ve tarihinden beslenerek yarattığı eserleri, bugün pek çoğumuz baş ucumuzda tutuyor, sadece sıkıntılı anlarımızda değil, coşkulu zamanlarımızda da ona sığınıyoruz. Kendi adıma, 7. Senfoni’ye sığındığım zamanların çok olduğunu ve her türlü ruh halimde bu eserin beni kendime getirdiğini söyleyebilirim. Bu yazının yazılma sebebi, biraz da bu aslında: 9 Ağustos’un bir başka önemi daha var zira… 1942’de, Leningrad başlıklı bu senfoninin kendi topraklarında yani Leningrad’da seslendirildiği gün bu.

Hikâyenin girişini, bizzat Şostakoviç yapsın: “7. Senfoni’yi çok çabuk bestelemiştim. Beste yapmadan duramıyordum. Savaş dört bir yanı kaplamıştı. Halkla beraber olmalıydım. Bu senfonide savaşan ülkemin imgesini yaratmaya, onu müzikle yakalamaya çalıştım. Savaşın ilk günlerinden başlayarak piyanomun başına oturup karşısında zaferi kazanmak için yaşamını da, çabasını da esirgemeyen çağdaşlarımı yazmayı amaçladım.

Dmitri Shostakovich with the Glazunov Quartet in 1940. Russian composer Schostakowitsch 25 September 1906 – 9 August 1975. Colourised version.

Senfoninin yazılışına ve sonrasına dair rivayet muhtelif –ki besteci de bundan muzdarip: “[7. Senfoni] konusunda bir yığın saçma dinlemişimdir. Bütün bu budalalıkların böylesine uzun ömürlü olması ise akla durgunluk veren bir şey. Düşünmeye gelince insanların ne denli tembel olduklarına şaşıyorum kimi zaman.

Kimi, Hitler’in yenilgisi için yazıldığını söyler, kimi Leningrad’ın kurtuluşuna adandığını. Oysa, öncesinden tasarlanmış bir eser bu: “7. Senfoni, daha savaş öncesinden tasarlanmaya başlamış bir yapıttır; salt Hitler saldırısına bir tepki olarak görülemez. ‘İstila teması’nın saldırıyla bir ilgisi yoktur. O temayı bestelediğimde insanlığın başka düşmanları vardı kafamda.” Şostakoviç, bunları söylerken çuvaldızı kendi tarafına batırmayı ve Stalin’i eleştirmeyi ihmal etmiyor: “Kuşkusuz faşizm iğrendirici bir şey benim için ama yalnız Alman faşizmi değil, faşizmin her türlüsü iğrenç. Bugünlerde insanlar savaş öncesini çok tatlı bir dönemmiş gibi anımsamaya düşkünler. Hitler başımıza bela oluncaya kadar her şeyin mükemmel olduğunu söylüyorlar. Hitler bir canidir, bu çok açık; ama Stalin de öyledir. Hitler tarafından öldürülmüş insanlar için duyduğum acı sonsuz; ama Stalin’in emirleriyle öldürülen insanlar için duyduğum acı da ondan hiç aşağı kalmıyor.” Senfoninin besteleniş hikâyesine geçmeden, son sözü yine o söylesin: “…senfoni, kuşatma altındaki Leningrad’a değil, Stalin’in yıkıp da Hitler’in olsa olsa bu yıkımın üstüne tüy diktiği Leningrad’a ilişkin.

Sovyet vatanseverlerine adadı

Şostakoviç, 7. Senfoni’yi yazdığında 35 yaşındaydı. 1906 doğumlu. Dedesi, Polonya’dan Rusya’ya gelen bir veteriner. Babası, Mendeleyev’le çalışan ünlü bir kimyacı. Annesinin piyanist oluşu, küçük yaşta müziğe yönelme sebebi. İlk bestesi, daha çocukken yaptığı, “Devrim Kurbanlarının........

© Kültür Servisi


Get it on Google Play