We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Biz burada iyi değiliz

1 0 0
06.07.2021

Eren, Ali ve Yasemin, bizim çavdar tarlamızdaki çocuklardı. İçimde onları düşündükçe öfke, erdem, akıl ve şefkat karışımı devasa bir duygu kabarıyor ve “Hikâye bitmedi!” diyorum. O günlerde Abdocan’ın adını işittiğim her an kendimi tutamayıp ağladığım gibi. Dişlerim birbirine kenetleniyor artık sadece.

Bu duyguyu dile getirmek, hele sanata dökmek kolay değil. Henüz bir Gezi sanatımız yok. Ama, Avusturya’nın en ciddi gazetelerinden Die Presse’nin yazdığı gibi “çok sıkı” bir romanımız var: “Biz Burada İyiyiz”den, Barbaros Altuğ’dan bahsediyorum.

2017 sona ererken en azından Almanca konuşulan dünyada yayımlanan en kaliteli ve en büyük övgüleri almış bir roman, bir novella Barbaros’unki. Yazmak için ruh kırıkları yetmiyor biliyorsunuz, derinlik ve akıl lazım: Üslup, samimiyet, evrensellik.

Frankfurter Allgemeine gibi Türkiye’ye de, Türkiye’den sanatçılara, yazarlara da tepeden bakan ve Gezi’nin ruhunu kavramasını pek de beklemediğim muhafazakâr sağ bir gazetenin upuzun sütunlara taşıdığı bir roman oldu, “Es geht uns hier gut”. Yasemin’in bebeği, Ali ve Eren’in umutları bugün dünyada benzemez gözükse de çok da benzeyen sorunlarla boğuşan bir kuşağa yakıştı çünkü. Ne suni ve beklentiyi yerine getirmek için yazılmış “dinler arası diyalog” metinleri, ne “inanç mı, şüphe mi” gibi yüzlerce yıl öncesinde kalmış tartışmaların Starbucks kahvesi yavanlığındaki tadı, ne zorlama kurgularla okur karşısına çıkan baba-oğul, zanaat, hayali kadın arkadaşlığı hikâyeleri Barbaros Altuğ’un ince romanı kadar içe işliyor çünkü.

‘Entelektüel zemin kayıyor’

Altuğ, Frankfurt Allgemeine’ye verdiği mülakatta önemli şeyler söyledi. Bir kere, son anketlerde üçte ikisi elinde olsa Türkiye’den yurtdışına gitmek isteyen........

© Kültür Servisi


Get it on Google Play