We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Göbekli Tepe’nin bitmek bilmez yol hikâyeleri

1 0 0
06.07.2021

Göbekli Tepe’yi ilk kez 1995 yılının Kasım ayında gördüm. Klaus ile birlikte gitmiştim. Urfa’dan geldiğimiz aracı bazalt taşlarıyla dolu ve kapkara, gevrek bir toprağın başladığı alanda bırakıp Göbekli Tepe’ye ulaşmak için yürümeye başlamıştık. Hafif bir eğimle tırmanarak ilerliyorduk. Bazalt taşlarından sonra kireçtaşından oluşan kayalık ve basamaklı bir alan başladı. Kireçtaşı olan bölümde anakaya işlenerek basamak benzeri alanlar yapılmıştı; bazı bölümlerde de insan eliyle yapılmış birçok küçük oyuk vardı.

Göbekli Tepe’ye binlerce yıldır insanların ulaştığı güzergâh bu idi. 1995 yılında ise biz arkeologlar ve tepede bir bölümü tarla olarak kullanan Örencik köyünden Yıldız ailesi halen yürüyerek bu yolu aşıyorduk, çünkü bir motorlu aracın ilerlemesi mümkün değildi. Sadece bekçimiz ve tarla sahiplerinden Şavak Amca’nın at arabası yavaş yavaş çıkabiliyordu. Aşağı inerken de atın bacaklarına araba çarpmasın, hayvan zorlanmasın diye arabanın yanında iki üç kişi yürür ata yardım ederdi.

İşte yaklaşık 1 km’lik bu yolu katettiğinizde ve ilk düzlüğe ulaştığınızda anakaya üzerinde halı gibi yayılmış yoğun, çakmaktaşı parçalarından oluşan bir alana gelirdiniz. Ben ilk kez bu alana geldiğimde Klaus kaya üzerinde dik duran 1 metre boyunda bir heykel parçasını çizmeye başlamıştı. Bu eserin belgeleme işlemleri tamamlandığında yine at arabasıyla aşağıya indirilmiş, sonra müzeye götürülmüştü. Daha o zaman Klaus ile çalışmaya başlayan ve 20 yıl boyunca onun değişmez ekibi olan Örencikliler, eseri incitmemek için nasıl battaniyelere sardıklarını, at arabasının tahta platformunda taşıdıklarını anlatıyorlar.

Klaus’un 1995 yılında karşısında durup çizdiği Göbekli Tepe’de bulunan ilk eserlerden olan bu parçanın bulunduğu yerde şimdi ahşap kalıplar içine dökülen harçlar, parke taşlarından bir platform ve evet, beton var. Betonun altına da nerdeyse 30 cm kalınlığında kum, ya da mıcır, tam olarak adını bilmediğim ama modern yol inşaasında kullanılan bir malzeme ve bunu eze eze, sıyıra sıyıra yayan iş makineleri var.

Bu anakaya üzerindeki alanın biraz batısında ise kazı sisteminde heykel atölyesi adını verdiğimiz buluntu noktası bulunur. Adı heykel atölyesi çünkü başaşağı duran henüz çalışma aşamasında olan bir neolitik dönem heykel parçası halen orijinal durumunda orada. Ama 2014 yılından beri bu alana bir hediyelik eşya satış mekânı ve bir bekçi kulübesi yapıldı. Heykel atölyesini görmek isteyen bu kulübelerin arkasına doğru bakıp aramak zorunda.

Bu bahsettiğim alan ve Göbekli Tepe’ye ulaşan kaya platosundaki güzergâh acele ve ısrarlı planların daha önce de ilk hedefi olmuştu.

1997 yılında kazı çalışmaları için Eylül ayında ekip Urfa’ya geldiğinde kaya platosu üzerindeki o güzelim orjinal anakaya güzergâh iş makineleri ile parçalanmış ve araç çıkabilecek bir yol yapılmıştı. Neolitik döneme ait izlerin olduğu dev kireçtaşı bloklar kırılarak açılan yolun yan taraflarına istiflenmişti. O zamanlar kazı çalışmalarında daha iki yıl tamamlanmıştı ve kazıyı Klaus Schmidt yapsa da, tüm ekibi, ödeneği getirse de bu tür kararları müze alıyordu ve bu güzergâhın neolitik döneme ait olduğunu düşünemeyerek hazır yakına bir dozer gelmişken yolu da açalım diye bunu yapmışlardı.

Aynı alan çevre düzenlemesinden önce ve sonra…

Her yıl bir kriz

2006 yılında ise Göbekli Tepe’de ikinci kez bir yol krizi yaşandı. Kazı ekibi Urfa’ya geldiğinde, bu sefer Göbekli Tepe’ye yeni bir yol hedefiyle güneydoğu yönünden yepyeni bir güzergâh, birinci derece SİT alanı içersinde ve gerçekten çok büyük kütleler hareket ettirilerek açılmıştı. Bu yol Göbekli Tepe’ye geliş istikametini tamamen değiştiriyor, Göbekli Tepe ile bağlantısı olan Örencik köyünü tamamen koparıyor ve şehirden direk neolitik dönem yapılarının yanı başına asfalt yolla gelinebilecek çok hızlı bir yol yapımını kapsıyordu. Ek olarak da bir kıl çadır kurulması ve ayran-gözleme satışı planlanmıştı zamanın valisi tarafından.

Kazı ekibi olarak bu yolun yapımının karşısında durduk, hem SİT alanı içersindeki tahribatı hem Örencik köyü ile Göbekli Tepe’nin bağlantısının kesilmesini önlemek adına. Zamanın il kültür müdürü ve valisi ne kurul iznine ne bir görüşe ihtiyaç duymadan bu yolu açmaya başlamış ve yukarıda bahsettiğim şimdi yeni parke taşlı, betonlu alanın yapıldığı yere bir de ayaklarına........

© Kültür Servisi


Get it on Google Play