İnadın faturası!
Anayasa Mahkemesi, bundan 17 yıl önce AKP’yi “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olmaktan suçlu buldu.
Ama bu suçun karşılığı “partinin kapatılması” olduğu halde bunu yapamadı.
Avrupa’nın büyük baskısı sonucu bu ağır suç, küçük bir cezayla geçiştirildi.
Partinin Hazine’den aldığı yardımın bir bölümü geri alındı; o kadar!
Sonraki yıllarda Türkiye’deki demokrasiyi savunanlar olarak hep bir ağızdan bağırdık...
“Ülkenin sistemi değiştiriliyor. Bugün sizdenmiş gibi görünen bu iktidar, bir süre sonra sizden vazgeçecek. Kullanıp kirli bir mendil gibi atacak” diye Avrupa Birliği yetkililerini uyardık.
Onlar, bu uyarılara da kulak asmadı.
Dediğimiz oldu ve demokrasiyi tren olarak görenler yıllar içinde Avrupa’dan tamamen vazgeçti.
Neredeyse haftada bir, bir Avrupa ülkesini ziyaret eden Başbakan, ziyaretlerini yılda bire kadar düşürdü.
Sonuçta da Türkiye’nin AB’ye üye olmak gibi bir umudu da hedefi de kalmadı.
Ülke, “Nas var, nas” diye haykıran ve şeriatı savunan zihniyetin elinde, tüm demokratik kazanımlarını birer ikişer kaybetmeye başladı.
AKP iktidara geldiğinde AB’nin........
