Bir mağara…

Sırtları, kapıya dönük…

Ve…

Doğdukları andan itibaren birbirlerine zincirlenmiş:

Üç kişi…

Görebildikleri dört şey var…

Zincirler…

Duvar…

Duvara yansıyan gölgeler

Ve…

Birbirleri…

Duyabildikleri tek ses ise…

Mağaradaki yankılanmalar…

Haliyle bu üç kişi için dört gerçeklik:

Zincirler…

Duvar…

Gölgeler…

Ve…

Kendileri…

Bir gün, bunlardan biri:

Zincirlerini çözer…

Mağaradan dışarı çıkar…

Yıllarca görmediği ışık: Gözlerini kamaştırır…

Bir süre sonra:

Gözleri alışır ışığa…

Mağaradayken gördüğü şeylerin sadece birer gölgeden ibaret olduğunu fark eder…

Sesler ise; mağara içindeki yankılanmalardır…

Bir süre yürür…

Bir dere kenarına gelince…

Suya vuran kendi gölgesini…

Ve…

Kendi bedenini görür…

Hava kararmak üzereyken mağaraya döner…

Gördüklerini anlatır…

“Çözeyim zincirlerinizi…

Siz de çıkın ışığa…

Siz de görün benim gördüklerimi” der…

Arkadaşları…

Özgürleşmeyi…

Zincirlerinden kurtulmayı…

Mağaranın karanlığından…

Dışarıdaki aydınlığa çıkmayı kabul etmezler…

Daha öte…

Onu, “delirmiş” olmakla suçlar…

“Biz de senin gibi delirmek istemiyoruz” deyip…

Kendilerini kurtarmak isteyen arkadaşlarına: Saldırırlar…

Ve…

Mağarada kalmayı sürdürürler…

Bu öyküyü…

Platon’un:

“Devlet” isimli kitabında:

“Mağara Alegorisi” başlığı altında okuduğunuzu hatırlamışsınızdır…

Platon da bu alegoriyi Sokrat’dan dinlediğini belirtir kitabında…

Yarınki yazılarımdan birinde…

Bu alegoriyi analiz etmeye çalışacağım…

MetroPoll Araştırma şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Özer Sencer, Ruşen Çakır’a şöyle diyor:

“Kürtlerin HDP kısmının desteklemediği bir adayın ben ne birinci turda ne de ikinci turda kazanma şansının yeterli olmadığını düşünüyorum. Birileri […] İYİ Parti’ye yakın olanlar falan diyor ki, ‘HDP olmasa da kazanıyoruz.’ Hiçbir şansları yok hayal görmesinler. Bu kadar net…”.

Özer Sencer, elindeki verilere göre durum tespiti yapıyor…

İYİ Partililer ise “temennilerini” seslendiriyor…

Videolarımda ben de aynı şeyi yapıyorum…

Ne var ki…

İYİ Parti yönetimi bana öfkeleniyor…

Oysa Sencer Hoca da aynı şeyi söylüyor:

(İYİ Parti) Hayal görmesinler…”.

Ben söylediğimde bana öfkelenen İYİ Partili dostlar

Bakalım…

Sencer Hoca’ya da aynı tepkiyi gösterecekler mi?..

Özer Sencer

Sevgili (İYİ Partili) dostlarım…

Bu haberi okuduktan sonra lütfen…

Sencer Hoca’ya:

Öfkelenmeyin…

Söylediklerine karşı argüman ileri sunabilirsiniz…

Ancak…

“Bunlar senin temennilerin” diyemezsiniz…

Bakın şimdi size bir somut örnek daha…

Haber SÖZCÜ’de yayımlandı…

Altı yıl önce üniversiteden bir KHK’yla ihraç edilen akademisyen Mehmet Cemil Ozansü’yü telefonla arayan YÖK, görevine dönebileceğini bildirdi.

OHAL Komisyonu’nun kendisini neden altı yıl beklettiğini soran Ozansü, komisyondakilerin suç işlediğini söyledi.

Cemil Ozansü

Canlarım…

Bir ülkenin yargısı…

Bir yurttaşına karşı işlediği:

Adaletsizlik suçunu…

Sadece bir:

“Pardon” ile mi affettirecek?..

Yazık…

Çok yazık…

Geçmiş olsun Mehmet Cemil Bey kardeşim…

Şimdilik…

Affet bu madrabazları…

Ama…

Sakın: Unutma…

SÖZCÜ’den Özgür Cebe’nin haberi:

7 çocuk babası olan Aslan Karakaş:

Eşi ve çocuklarıyla:

Diyarbakır’ın bir köyünde yaşıyor…

Hem dininde…

Hem geleneklerinde…

Karısını üzerine evlenmek:

Kuma getirmek var…

Gözü:

Amcasının 15 yaşındaki kızında…

Ancak kız…

Yengesinin üstüne kuma gitmeyi:

Kabul etmiyor…

Sonuç:

Aslan Karakaş…

Kuma olmayı kabul etmeyen 15 yaşındaki kuzeninin de içinde bulunduğu aracı:

Kalaşnikofla tarıyor…

Ve tutuklanıyor…

Öldürme gerekçesi de…

Yerel kültürün bir parçası:

“Eşimi ikinci kez evlenmek için ikna ettim ama o (Maktule) kabul etmedi…”.

Atatürk:

“Yerel kültür yerine…

Neden medeniyeti önceledi?..” sorusunun cevabını merak ediyor musunuz?..

Söyleyeyim:

İşte bu yüzden…

Fıkra, merhum Aydın Boysan ağabeyimizden:

Genç ve fakir bir ailenin kızı son günlerde olağanüstü pahalı giysilerle ve geç vakit dönüyordu eve…

Babası bu kadar pahalı elbiseyi nasıl satın alabildiğini sorduğunda:

“Piyango biletinden çıkan parayla aldım” diyordu…

Soğuk bir kış günü…

Ve yine geç saatte geldi eve…

Hemen odanın ortasında yanan mangalın yanına gitti…

İki bacağını…

Mangalın üzerinde açıp ellerini ovuşturdu…

Babası seslendi: “Kızım dikkat et de piyango bileti yanmasın…”.

İlk yedi ayda…

Net hata noksan kaleminden MB’na…

24 milyar dolar:

Döviz girişi oldu…

Peki…

Net hata noksan nedir?..

Söyleyeyim: Piyango biletidir…

Ancak…

Yine de…

Yanmaması için…

Özen gösterilmelidir…

QOSHE - Platon’dan bir alegori… - Memduh Bayraktaroğlu
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Platon’dan bir alegori…

76 10 21
15.09.2022

Bir mağara…

Sırtları, kapıya dönük…

Ve…

Doğdukları andan itibaren birbirlerine zincirlenmiş:

Üç kişi…

Görebildikleri dört şey var…

Zincirler…

Duvar…

Duvara yansıyan gölgeler

Ve…

Birbirleri…

Duyabildikleri tek ses ise…

Mağaradaki yankılanmalar…

Haliyle bu üç kişi için dört gerçeklik:

Zincirler…

Duvar…

Gölgeler…

Ve…

Kendileri…

Bir gün, bunlardan biri:

Zincirlerini çözer…

Mağaradan dışarı çıkar…

Yıllarca görmediği ışık: Gözlerini kamaştırır…

Bir süre sonra:

Gözleri alışır ışığa…

Mağaradayken gördüğü şeylerin sadece birer gölgeden ibaret olduğunu fark eder…

Sesler ise; mağara içindeki yankılanmalardır…

Bir süre yürür…

Bir dere kenarına gelince…

Suya vuran kendi gölgesini…

Ve…

Kendi bedenini görür…

Hava kararmak üzereyken mağaraya döner…

Gördüklerini anlatır…

“Çözeyim zincirlerinizi…

Siz de çıkın ışığa…

Siz de görün benim gördüklerimi” der…

Arkadaşları…

Özgürleşmeyi…

Zincirlerinden kurtulmayı…

Mağaranın karanlığından…

Dışarıdaki aydınlığa çıkmayı kabul etmezler…

Daha öte…

Onu, “delirmiş” olmakla suçlar…

“Biz de senin gibi delirmek istemiyoruz” deyip…

Kendilerini kurtarmak isteyen arkadaşlarına: Saldırırlar…

Ve…

Mağarada kalmayı sürdürürler…

Bu öyküyü…

Platon’un:

“Devlet” isimli kitabında:

“Mağara Alegorisi” başlığı altında okuduğunuzu hatırlamışsınızdır…

Platon da bu alegoriyi Sokrat’dan dinlediğini belirtir........

© Korkusuz


Get it on Google Play