DP Bitlis Milletvekili Selahattin İnan (Kamuran İnan’ın babası) “Şeyh” olarak bilinirdi…

Yassıada’da yargılandı…

Üzerine atılı suç:

DP grubunda alınan “Meclis tahkikat komisyonu kararı” lehinde oy kullanmaktı…

Başsavcı Altay Ömer Egesel, “Şeyh” lâkaplı Selahattin İnan’a iddianameyi okudu…

Mahkeme Reisi Salim Başol, İnan’dan savunma istedi…

İnan, o tatlı Bitlis şivesiyle şöyle dedi:

“Meclis Tahkikat Komisyonu’nun kurulması için grup kararı alındığında da genel kuruldaki oylama sırasında da Londra’da bir hastanede tedavi görüyordum, o nedenle kararlara iştirak edemedim…”.

Başol, Egesel’e çevirdi bakışlarını:

“Sanık, oylamada Meclis’te olmadığını söylüyor, ne diyeceksiniz?..”.

Egesel, Cumhuriyet tarihimizin en ayıplı, en absürt iddiasını dile getirdi:

“Ankara’da olsaydı ve grup toplantısında ve genel kurulda hazır bulunsaydı, nasıl olsa evet oyu verecekti…”.

İnan

Selahattin İnan el kaldırdı…

Başol:

“Konuş Şeyh Selahattin” dedi…

Selahattin İnan…

Vücudunu iyice dikleştirdi…

Yine Bitlis şivesiyle konuşmaya başladı:

“Reis beg, izninizle şeyhliğimi başsavcı Altay Ömer Egesel’e veriyorum…”.

Salim Başol:

“Nedenmiş o?” diye sordu…

Selahattin İnan:

“Reis beg” dedi… “Baksanıza; şeyhlik bende, keramet başsavcıda, ne yapacağımı da kendisi biliyor. Madem keramet onda, vereyim şeyhlik de onun olsun bari…”

Salonda bir anda kahkaha tufanı koptu…

Hatta…

Reis Salim Başol bile gülümsedi…

Canlarım…

Yassıada mahkemeleri…

İhtilalcilerin emriyle kurulmuştu…

Hatta yargıçlar:

“Bizi burada görevlendiren güç bu kararları vermemizi istiyor” diyordu…

“Hukukun üstünlüğü ilkesi” yerini…

“Üstünlerin hukuku” ilkesizliğine terk etmişti…

Aradan 60 yıl geçti…

Hiçbir şey değişmedi…

Savcı ve yargıçların ekseriyeti:

“Bizi burada görevlendiren güç bu kararları vermemizi istiyor” gereğince hüküm veriyorlar…

Canlarım be…

Daha kaç altmış yıl:

Bekleyeceğiz?..

Az gelişmiş ülke insanı böyle oluyor…

“Abi, bize liyakatli değil, seçim kazanacak aday lazım… Seçimi hele bi kazanalım, sonrası kolay…”.

AKP kurulduğunda…

İçinde gerçekten:

Yüksek kariyerli devlet insanları…

Saygın ve deneyimli akademisyenler…

Uluslararası ilişkiler konusunda güvenilir:

Diplomatlar vardı…

Hiçbirini genel başkan yapmadılar…

“Popüler” diye…

“Hapis yattı, mağdur” diye…

“Seçim kazanır” diye…

Hiçbir devlet insanı hasleti olmayan Erdoğan’ı genel başkan yaptılar

Peki…

Sonuç?..

Sonucu da siz söyleyin lütfen…

Ama…

Söylediklerinizi…

Lütfen:

Sadece siz duyun…

AKP’li eski vekillerden biri…

Seçimler kazanılsa da iktidarı vermeyeceklerini…

Şu sözleriyle ima etti:

“Devlet isimli küheylana muhannesler binebilemez…”.

“Muhannes…”.

Yani:

Kadınsı…

Hatta…

Eski vekile göre: Eşcinsel…

Kusura bakmayın…

Ama…

Halk ağzıyla söyleyeceğim…

Artık…

İşin iyice:

B.kunu çıkardılar…

Tarih: 8 Ekim 2008…

Halen AKP Genel Başkan Vekili olan Numan Kurtulmuş o zaman:

Saadet Parti Genel Başkanı…

Bir gazeteci Numan Bey’ sorar:

“AKP’ye geçeceğiniz söyleniyor, doğru mu?..”.

Kurtulmuş cevap verir:

“AKP’ye geçeceğime Saadet’te çaycı olurum…”.

Kurtulmuş

Benim öyle bir imkânım yok…

Keşke arkadaşlarımızdan biri Temel Karamollaoğlu’na:

“Numan Bey halen çay ocağınızda çalışıyor mu?” diye sorsa…

Kamuoyu ile kitle (İnsan yığını) arasındaki en belirgin fark: Karar verme yetisidir…

Kamuoyu, birbirine benzer insanlardan oluşur…

Ancak herkes…

Kendi kararını:

Kendi verir…

Kitlelerin ortak özellikleri ise: Cehaletleri…

Ve kolayca:

Uyutulmalarıdır

Bu nedenle kitleler:

Karizmatik bir liderin peşine düşer…

Sürü halinde…

Onun peşinden giderler…

Allah bütün ülkeleri…

İnsanî gelişmişliğini gerçekleştirmiş…

Kamuoyu olabilme niteliğine sahip…

Yurttaşlardan oluştursun: Âmin…

Merdan Yanardağ

@merdanyanardag

Soru çok basit:

Mersin’de polisevine yapılan saldırıyı açıkça kınayan, HDP’ye ve Demirtaş’a, AKP, Soylu ve yandaş medya neden saldırıyor?

Neden rahatsız oldular?

Hani terörü kınasınlar diyordunuz…

İşte kınadılar.

Sevinmeniz gerekmez mi?

Ne oldu?

Oyun mu bozuldu?

QOSHE - 60 yıl daha mı bekleyeceğiz?.. - Memduh Bayraktaroğlu
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

60 yıl daha mı bekleyeceğiz?..

20 14 17
29.09.2022

DP Bitlis Milletvekili Selahattin İnan (Kamuran İnan’ın babası) “Şeyh” olarak bilinirdi…

Yassıada’da yargılandı…

Üzerine atılı suç:

DP grubunda alınan “Meclis tahkikat komisyonu kararı” lehinde oy kullanmaktı…

Başsavcı Altay Ömer Egesel, “Şeyh” lâkaplı Selahattin İnan’a iddianameyi okudu…

Mahkeme Reisi Salim Başol, İnan’dan savunma istedi…

İnan, o tatlı Bitlis şivesiyle şöyle dedi:

“Meclis Tahkikat Komisyonu’nun kurulması için grup kararı alındığında da genel kuruldaki oylama sırasında da Londra’da bir hastanede tedavi görüyordum, o nedenle kararlara iştirak edemedim…”.

Başol, Egesel’e çevirdi bakışlarını:

“Sanık, oylamada Meclis’te olmadığını söylüyor, ne diyeceksiniz?..”.

Egesel, Cumhuriyet tarihimizin en ayıplı, en absürt iddiasını dile getirdi:

“Ankara’da olsaydı ve grup toplantısında ve genel kurulda hazır bulunsaydı, nasıl olsa evet oyu verecekti…”.

İnan

Selahattin İnan el kaldırdı…

Başol:

“Konuş Şeyh Selahattin” dedi…

Selahattin İnan…

Vücudunu iyice dikleştirdi…

Yine Bitlis şivesiyle konuşmaya başladı:

“Reis beg, izninizle şeyhliğimi başsavcı Altay Ömer Egesel’e veriyorum…”.

Salim Başol:

“Nedenmiş o?” diye sordu…

Selahattin İnan:

“Reis beg” dedi… “Baksanıza; şeyhlik bende, keramet başsavcıda, ne yapacağımı da kendisi biliyor. Madem keramet onda, vereyim şeyhlik de onun olsun bari…”

Salonda bir anda kahkaha tufanı koptu…

Hatta…

Reis Salim Başol bile........

© Korkusuz


Get it on Google Play