We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Günaydın sevgili okurlar

340 14 77
17.09.2021

ANALİZ

Tabii bu başlığı atarken gazeteyi genellikle sabah okuyanları düşündüm.

Daha sonra okuyanlar için belki “Tünaydın” demek gerekir.

Ama oldum olası ‘Tünaydın’ kelimesine alışamadım.

Ama çocukluğumdan beri ‘Günaydın’ demek sanki hayatımın bir parçası.

Sabah bakkala girerken, otobüse, motora binerken, asansörde, hatta kimsenin olmadığı bir sokakta birine rastladığım zaman tanısam tanımasam gördüklerime ‘Günaydın’ demeyi ihmal etmem.

Ama Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş buna da limon sıktı.

Neymiş efendim ‘Günaydın-Tünaydın’ gibi selamlamalar cahiliye döneminden kalmaymış.

Ne yapacağız şimdi?

Günaydın demeyecek miyiz?

Dinci kesim zaten bu selamlamaları hiç yapmaz.

Ama en azından bugüne kadar “Niye günaydın dedin?” diye kimse kafamıza vurmaya kalkmıyordu.

Son dönemin yükseltilen ismi Ali Erbaş bunu da yaptı.

Tabii Erbaş’ın bu yeni çıkışı sosyal medyada hemen gündem oldu.

İnsanın aklına ilk gelen şey doğal olarak “O zaman günaydın mı deniyordu?” sorusu.

Erbaş da zaten o tarihlerde günaydın dendiğini söylemiyor.

Bana göre çok daha kötüsünü yapıyor, nifak sokuyor, milleti birbirine düşürmek için çaba harcıyor.

Ali Erbaş Ramazan’da saray gazetelerinden birinde yazılar yazmış.

Sonra bunları toplamış kitap olarak çıkarmış.

Tabii kitabı çıkaran kendisi değil, Diyanet İşleri bütçesinden karşılanmış giderler.

Cebinden karşılayacak hali yok tabii ki.

Kitabın, “Aranızda Selamı Yayınız” başlıklı bölümünde, günümüzdeki selamlaşma biçimleri ile eski dönemdeki selamlaşma biçimleri karşılaştırmış Ali Erbaş.

Diyanet İşleri Başkanı, cahiliye döneminde birinin evine girildiğinde mahremiyete saygı gösterilmediğini belirterek cahiliye dönemindeki insanların, “Dünya ve ahiret saadetini temenni etmek olan selamı bilmediklerini” ileri sürmüş.

Sonra da cahiliye döneminde selamlaşmak amacıyla “Akşamınız hayat olsun” ve “Aydın olsun” gibi sözlerin kullanıldığını anlatmış.

Buraya kadar normal.

Dini bilen bir adamın verdiği bilgileri okuyup öğreniyoruz.

Ama Ali Erbaş, daha sonra “Bu ifadeler, bizde bazı kimselerin kullandığı, ‘Günaydın’ ve ‘Tünaydın’ benzerdir” diye yazmış.

Ayırımcılığın, fitne sokmanın bu kadarı olur mu?

Cahiliye dönemi aynı zamanda Hazreti Peygamberi ve yaydığı İslam dinini inkar edenlerin de yaşadığı dönemi kapsar.

Siz şimdi kalkıp da cahiliye dönemini anlatıp, sonra o gün kullanılan bir selamlama biçimini bugünkü Türkçe’de kullanılan bambaşka bir kelime ile kıyaslarsanız bunu yapan herkesi İslam’a da karşı olarak tanımlamış olursunuz.

Böyle bir şeye hakkı olabilir mi bu kişinin?

Ama adam hiç çekinmeden, vicdanı sızlamadan, ahlaki bir kaygıya kapılmadan yapıyor.

Belli ki yapmaya devam edecek.

Sinir uçlarımızla oynamayı kendine iş edindi besbelli.

KOMİK

Türkiye’nin en eski gazetelerinden birini adı Günaydın.

Mesleğe başladığım yıllarda 1978-1986 arasında ben de Günaydın’da çalıştım.

Haldun Simavi gazeteyi sattıktan sonra birkaç kez el değiştiren Günaydın sonunda bugünkü Sabah gazetesinin magazin eki haline geldi.

Sabah saray medyasının en aktif ve iri........

© Korkusuz


Get it on Google Play