TAKVİMLE KAVGA, AHLAKTA SUSMA
TAKVİMLE KAVGA, AHLAKTA SUSMA
Takvimden bir yaprak daha kopup tarihin sonsuzluğuna düşerken, her yıl olduğu gibi aynı tartışmalar yeniden ısıtılıp önümüze sürülüyor. Yeni yılın gelişini kutlamak haram mı, değil mi? Ağaç süslemek günah mı, değil mi?
Oysa beşer türünün insan olma yolculuğunda kaydettiği önemli başarılarından biri, dönemsel düşünme becerisi geliştirmesidir. Bu beceri beşere seviye atlatmıştır. Bazıları ise seviye atlamak yerine, “dönemsel zamanı” ölçen araçları seçme kavgasına takılıp kalmıştır. Öyle bir takılıp kalış ki bu; hâlâ “gelenekçilik görüntüsünde gericilik” yapanlara aldananlar vardır.
Gelenekçilik ile gericilik arasındaki farkı anlayacak seviyede düşünemeyenler, zamanı doğru anlayamadığı gibi tarihi de doğru öğrenemez. Her şeyden önce tarihin, kişisel yorumlarla masal gibi anlatılan bir ilim değil; verilere dayalı ve kronolojik bir sistem içinde anlaşılması gereken bir bilim olduğunu fark edemezler. Takvimin bir din meselesi değil, bir iklim ve coğrafya meselesi olduğunu da bu yüzden anlayamazlar.
Anlamak yerine aldananlarla, anlamaya çalışanlar arasındaki kavga bu yüzden bitmiyor. Peki, bu kavgada kim kazanıyor? Kavga edenler değil; bu kavgayı organize edenler kazanıyor, bu kavgayı uzaktan izleyenler kazanıyor. Çünkü bu kavga nedense Müslümanlar arasında oluyor; başkaları ise uzaktan seyredip ellerini ovuşturuyor.
Kavga etmekten düşünmeye fırsat bulamayanlar, zaman akarken tarihin ölçeğinde yaşanan olaylar arasındaki bağları da kuramıyor. Kronolojik düşünmeyi öğrenemedikleri için sebep–sonuç ilişkilerini doğru kuramıyorlar.
Örneğin, “Almanlar otomobil yaparken ataların ne yapıyordu?” diye sorarak Cumhuriyeti küçümsemeye çalışan kafa; otomobilin Avrupa’da üç yüzyıl süren bir gelişim sürecinin sonunda 1896’da üretime geçtiğini bilmeyecek kadar tarih cahilidir. O dönemde Cumhuriyet değil Osmanlı vardır. Cumhuriyeti küçümseyerek Osmanlı’yı övdüklerini zannedenler, aslında Osmanlı’yı yerdiğinin bile farkında değildirler. Ecdadıyla övünmeye çalışırken, yerin dibine gömen böyle düşüncesiz torunlar, akılla anlamak yerine algıyla aldanmayı seçtikleri için ecdadının utancı hâline gelmektedir.
Tarihi doğru anlamaya çalışanlar, şu soruları da sorar:
Mazlum Filistinli kardeşlerimize destek için milletimizi meydanlara, camilere, sokaklara çağıranlar; çocuklarımıza zalimleri durduracak, mazlumları koruyup kurtaracak bilimi, teknolojiyi, üretme iradesiniöğretecek bir eğitim sistemi kuruyor mu? Tarihe saygı duyanların, slogandan önce bu sorulara cevap araması beklenir.
Aksi hâlde, bugün hâlâ takvim kavgası yapanların........
