menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ORUÇ DERSLERİ

7 0
08.03.2026

Ramazan geldiğinde dua, dilek, temenni mesajları çoğalıyor; sanki her yanı bir takva, bir huşu kaplıyor. Peki ya irademiz, terbiyemiz, ahlakımız, bilincimiz ne oluyor?Bilinç olmadan takva ne kadar işe yarıyor? Ramazan şekilde, görüntüde mi yaşanıyor, yoksa manada mı idrak ediliyor? Bunları kimler soruyor?*

Oruç; kahvaltıyı erkene alıp, öğle öğününü atlayarak iftardaki ziyafeti hayal ederken aç kalmak değildir.

Sahurdan iftara, iki ziyafet arası açlığa sabretmek hiç değildir oruç.

Sahurda yiyecek bir şeyi olmadan, iftarda ne yiyeceğini bilmeden aç kalmanın verdiği duyguyu anlamaktır oruç.

Evet bu haliyle zor hatta uzun yaz günlerinde, bazılarına yıkıcı bile gelebilir ama ders alınan her tecrübe biraz öyle değil midir?

Gerçek anlamda aç kalmanın ne olduğunu tecrübe ederken arzuyu, öfkeyi, kibri, hırsı kontrol etmeyi, nefsi terbiye etmeyi öğrenmek değil midir oruç?

Nefsine göre, kendi yanlışlarını, hata ve kusurlarını haklı çıkarmak için mazeret üretmek yerine “kendinle yüzleşmeyi öğrenmek” değil midir oruç?Haklı çıkmak için konuşmak yerine hakikati ortaya çıkarmak için konuşmayı öğrenmek değil midir oruç?Doğru zannettiği yanlışlara sarılmak yerine, işin aslını aramak için tefekkür etmeyi öğrenmek değil midir oruç?

“Açlık başıma vurdu” veya “sahura kalktım uykusuz kaldım” ya da “sigara içemedim sinirliyim” gibi mazeretler ile kavga çıkarmak yerine, karşındaki kişinin de oruçlu olabileceğini düşünerek, oruç değilse bile “belki de ilaç kullanması gerekiyordur, Allah ile kul arasında, kendisi bilir” diyerek anlayışlı ve merhametli olmayı öğrenmek tuttuğumuz orucun neresinde mesela?

Oruçta, açlık duygusu midede oluşur ama mesele mide değildir; mesele nefstir, iradedir. İftara yetişmek için trafik kurallarına uymayı terkedip, kırmızı ışıkta geçiyorsan; sakin ol şampiyon, ne olur sanki iftara birkaç dakka geç kalsan?

İftara dakikalar kala mutfaktan gelen kokuyu düşünün. Yemek hazır, tencerenin kapağı açık. Ama ezan okunmadan kaşığa uzanamıyorsun bile. Peki, seni tutan ne?İşte seni tutan şey, tuttuğun oruçtur; helâl olanı bile vaktinden önce almamayı öğrenmektir. Helâl olanı bile vaktinden önce almama dersini alan Müslüman, eli altında bile olsa, harama el uzatmamayı öğrenmeli değil midir?*

Nur Suresi ayet 30’da Allah erkeklere “gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar” emrini veriyor. Yani yapılması, uyulması farz olan bir talimat bu, Kur’an-ı Kerim’de… Nefsini yönetecek güçte bir iradesi olmayan erkek, iffetini koruyabilir mi? Kendi başaramadığı bir şey için başkasını suçlayan kişi, tuttuğu oruçtan ders almış olur mu? Hata ve kusurda sorumluluğu önce kendinde aramayan, nefsine hoş gelecek şekilde mazeretler uyduran ve suçu, kusuru hep başkasına atan, kendisi ile yüzleşmek yerine başkaları ile tartışıp duran kişi oruç ile verilmeye çalışılan ahlak dersinden geçebilir mi?*Bu dersi alamayan kişi, dinin manasını anlamamış demektir. İşte bunlar dini de imanı da şekle indirger ve dini bir gösteriye, bir gösterişe dönüştürür.Dinde gösterişe alet olmayan yegane ibadetimiz oruç tutmaktır. Bakınız, namaz, hac, zekat hepsi de gözle görünürken, fotoğrafı çekilebilirken, oruç gözle görünmez. Orucun fotoğrafını çekemezsiniz beyler.

Oruç, Müslümanın kendi iç dünyasında; midesi ile beyni arasında, nefsi ile iradesi arasındadır. Bu yüzden oruç ibadeti kişi ile Allah ile arasında kalır. Ve ancak samimi Müslüman olanlar oruçtan dersini alır. Oruç, ders almayı bilen Müslümanlara, mümin olmaya giden yolculuğa çıkmak gerektiğini anlatır. 

Mümin kişi kendisinden emin olunan kişidir. Gösterişten uzaktır; onda hak yemek, kibir, hırs, hile, iki yüzlülük, çifte standartlılık gibi alçak arzulardan kaynaklanan davranışlar azalır.

*Bu açıdan bakınca Ramazan ayı başkasını düzeltme ayı değil, “kendini düzeltme” ayıdır. Senden farklı olanı dışlamak değil, farkın sebebini anlamak için anlayış kapasitesini geliştirecek şekilde tefekkür etme ayıdır. Sebebini bilmediği olayların sonuçları üzerinden kavga çıkaranların İslam’a yararı olmadığı anlaşılmalıdır.

Fakirler yarı aç yarı tok oruç tutarken, iftar sofralarını ziyafete dönüştürenler, oruçtan ders almamıştır.

Gün boyunca doğruluğunu araştırmadığı duyumları başkalarına aktarıp, yalana, iftiraya, dedikoduya aracılık edip, sonra iftarda edilen dualara “amin” diyenler,  Allah’ın kullarına sunduğu “oruç eğitimini” ciddiye almamıştır.

Domuz eti yiyenleri kınarken, kul hakkını domuz gibi yiyenleri görmezden gelenler oruçtan ders almamıştır.

Mini etek üzerinden ahlak tartışması yapıp, kul hakkı yiyenleri görmezden gelenler oruçtan ders almamıştır. 

Gördüğü bir haksızlığa, adaletsizliğe sessiz kalan; adam kayırmaya, torpile göz yuman, hakka, hakkaniyete göre değil de menfaatine göre saf tutanlar, oruçtan ders almamıştır.

Oruç tutmaktan beklenen; sabrı, anlayışı, merhameti, paylaşımı, dayanışmayı öğrenmektir. Ama bunlarla birlikte, oruçtan alınan dersleri bütün olarak harmanlayacak seviyede tefekkür ederek hak, hakkaniyet bilinci ile adaleti ayakta tutacak bir irade geliştirmektir.

Oruçtan ders alan toplum; “sakız orucu bozar mı?” gibi soruları aşar.

Şunlara benzer soruları sormaya başlar:

– Gençler neden umutsuz?

– Üretim, istihdam niçin artmıyor?

– Liyakat neden zayıflıyor?

– Fakirlik neden artıyor?– Adalet olmadan huzur olur mu?

– Huzur olmadan kalkınma olur mu?

Peygamber Efendimiz (sav) “ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” buyurmuştur. Güzel ahlak toplumsal huzurun en güçlü kaynağıdır. İşte oruç da ahlakı güzelleştirmek için en güçlü dersidir. Oruç, kişinin nefsinden gelen vahşi, adaletsiz ve hak tanımaz arzularını, iradesi ile kontrol etme gücünü artırabildiği kadar amacına ulaşıyor demektir.

*Sosyal medyada ve telefonlarda paylaşılan dualar elbette kıymetlidir. Ancak dua, gayretin alternatifi değildir; edilen dualar sözde kalmıyorsa, tutulan oruç huzur getiriyor ve adaleti güçlendiriyorsa Ramazan Ayı dinimizin manasına uygun yaşanmış demektir. Aksi halde; din, iman, ibadet şekilde kalır, manayı anlamadan oruç tutanlar ise sadece aç kalmış demektir.

*Tuttuğumuz oruçların kabulünü kolaylaştıracak şekilde güzelleşen bir ahlaka selam ve dua ile.


© Konya'nın Sesi