menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tehlike sadece dışarıda değil!

1 0
yesterday

Türkiye’deki okullarda alınan yeni güvenlik önlemleri belli oldu. Bunlar şu şekilde sıralandı;

— Öğrenciler sadece okul kıyafetiyle gelecek.— Sabah saatlerinde veliler okul bahçesine alınmayacak.— Okul saatleri içinde öğrenci, öğretmen ve okul personeli hariç kimse okula alınmayacak.— Okula girmek isteyen velilerin randevu alarak kimlik ibraz etmesi gerekecek.— Veliler, öğrencilerin eşyalarını sınıfa bırakmak yerine güvenlik noktasına teslim edecek.— Birçok okulda öğrencilerin cep telefonu, akıllı saat ve tablet ile okula gelmeleri yasaklandı.— Okulun ardından öğrencisini alan velinin okul bahçesinde beklemesi yasaklanacak.— Öğrencinin hastane randevuları için önceden öğretmenine bilgi verilecek.— Öğrencinin okuldan erken alınması gereken durumlarda okul idaresine bilgi verilecek.

Okullarda güvenlik meselesi çoğu zaman kapıdaki görevli, birkaç kamera ve giriş-çıkış kontrolünden ibaretmiş gibi ele alınıyor. Oysa gerçek güvenlik, görünen önlemlerden çok daha derin, çok daha insani bir mesele.

Bir okulun ne kadar güvenli olduğunu anlamak için önce şu soruyu sormak gerekir: Bu okulda öğrenciler kendilerini gerçekten güvende hissediyor mu? Çünkü güvenlik sadece dış tehditlere karşı alınan tedbirlerle değil, içeride kurulan iklimle de doğrudan ilişkilidir. Zorbalığın görmezden gelindiği, öğretmen-öğrenci iletişiminin zayıf olduğu, öğrencilerin kendini ifade etmekten çekindiği bir ortamda en gelişmiş kamera sistemleri bile yetmeyebilir.

Bugün birçok okul, fiziksel güvenlik önlemlerine yatırım yaparken psikolojik güvenliği ihmal ediyor. Oysa bir öğrencinin kaygı, dışlanma veya baskı hissettiği bir yerde öğrenme sağlıklı bir şekilde gerçekleşmez. Güvenli okul, aynı zamanda kapsayıcı okul demektir. Farklılıkların tehdit değil zenginlik olarak görüldüğü, öğrencilerin hata yapmaktan korkmadığı bir atmosfer oluşturulmadan gerçek anlamda güvenlikten söz edilmesi imkansızdır.

Akıllı giriş sistemleri, acil durum uygulamaları, erken uyarı mekanizmaları tabi önemlidir ama teknoloji, insan faktörünün yerini alamaz. Dikkatli bir öğretmenin ve ailenin sezgisi, öğrencisini gerçekten tanıyan bir rehberlik servisi ya da sorunları büyümeden fark eden bir okul yönetimi çoğu zaman en pahalı güvenlik sistemlerinden daha etkilidir.

Dolayısıyla okullarda güvenliği yeniden tanımlamaya ihtiyacımız var. Güvenliği yalnızca “tehlikeyi dışarıda tutmak” olarak görmek yerine, “içeride sağlıklı bir ortam kurmak” olarak ele almalıyız. Çünkü en güçlü kilitler bile, içeride huzur yoksa anlamını yitirir. Gerçek güvenlik, kapılardan değil, insanlardan ve doğru eğitimden başlar.


© Konya'nın Sesi