menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sorun nerede başlıyor?

7 0
17.04.2026

Okulda çıkış zili çaldığında çıkmanın hafifliğini hatırlayan bir neslin çocuklarıydık biz. Çantayı bir kenara fırlatıp sokağa koşmanın, ertesi günün ödevini son ana bırakmanın, teneffüste paylaşılan bir simidin dünyadaki en büyük mutluluk sayıldığı zamanların nesliydik. Ama bugün...Bazı çocuklar için zil sesi, özgürlüğü değil, belirsizliği çağrıştırıyor. Çünkü okul, olması gerektiği gibi güvenli bir sığınak değil, kimi zaman korkunun adresi haline geldi. Bunu maalesef başardılar.Son günlerde farklı şehirlerden gelen okul saldırısı haberleri, yalnızca birer trajedi değil; aynı zamanda derin bir toplumsal kırılmanın işareti. Bu olayları yalnızca “bireysel sapkınlık” ya da “ani öfke patlaması” gibi yüzeysel açıklamalarla geçiştirmek, meseleyi anlamamızı engelliyor. Çünkü ortada tek bir neden yok. Aksine, birbirini besleyen çok sayıda zincir var.Bir çocuğun eline silah alıp okula gitmesi, o sabah verilen ani bir karar değildir. Bu, uzun süredir görülmeyen, duyulmayan ya da ciddiye alınmayan bir hikâyenin sonudur. Aile içindeki iletişimsizlik, okulda maruz kalınan zorbalık, psikolojik destek eksikliği, dijital dünyada maruz kalınan şiddet içerikleri… Bunların her biri, bir çocuğun iç dünyasında sessiz birikimler yaratır. Ve ne yazık ki bazen bu birikim, geri dönülmez bir patlamaya dönüşür.Burada en zor ama en gerekli soruyla yüzleşmek zorundayız: Biz nerede eksik kaldık? Eğitim sistemleri yalnızca akademik başarıyı mı ölçüyor, yoksa öğrencilerin ruhsal sağlığını da gerçekten önemsiyor mu? Öğretmenler, kalabalık sınıflar ve yoğun müfredat arasında öğrencilerin duygusal dünyasına ne kadar dokunabiliyor? Ebeveynler, çocuklarının yalnızlığını fark edecek kadar onlarla vakit geçiriyor mu?Silahlı saldırılar üzerine konuşurken çoğu zaman güvenlik önlemleri ön plana çıkar: dedektörler, kameralar, güvenlik görevlileri… Elbette bunlar önemlidir. Ancak unutulmamalıdır ki, güvenliği artırmak tek başına sorunu çözmez. Çünkü mesele yalnızca “okula silah sokulmasını” engellemek değil; o silahı almayı aklından geçiren bir zihniyetin oluşmasını engellemektir.Okullar, sadece bilgi verilen yerler olmamalı. Okullar aynı zamanda birer hayat alanıdır. Ve hayatın olduğu yerde güven duygusu olmazsa, öğrenme de gelişim de imkansız hale gelir. Bu yüzden çözüm, yalnızca sistemleri değiştirmek değil, bakış açımızı da dönüştürmekten geçiyor. Daha fazla kontrol değil, daha fazla temas…


© Konya'nın Sesi