menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milletin Kaderi

176 0
yesterday

Bir milletin kaderidir eğitim. Hayata yön veren usta mimarların (öğretmenler) elinde toplumun projesi çizilir. Eğitim, usta bir mimarın elinde şaheser olabilecekken; hoyratça kullanıldığında ise bir yap-boz oyuncağına veya oyun hamuruna da dönüşebilir. Eğitim mimarların eline bırakılmazsa eğer bir enkaz haline de gelebilmesi kaçınılmazdır.Ne acıdır ki, yaşanan her elim olayın ardından konuyu farklı yönlere çekmekte uzman bir ekibimiz var. Ve bu uzman ekibimiz, acı kayıplarımızın üzüntüsünü sadece bilgisayar oyunlarına mı yüklüyorlar. Birileri de bu söylenenlere inanıyorsa eğer; o zaman şu soruyu soralım bu şekilde düşünenlere;  “Eti senin kemiği benim” veya  "Hocanın vurduğu yerde gül biter" diye büyütülen; saçımızın uzun olmasından, diploma parası veya kömür parası vermediğimizden devamlı dayak yiyen bizim nesiller de o günlerde Ninja ve Bruce Lee filmleri izliyorduk. O zaman bizde o filmlerden sonra gördüklerimizi uygulamamız gerekmez miydi? Ama o nesiller “Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” mantığı ile edep ve ahlak almışlardı büyüklerinden. 

Asıl sorun; disiplinin, düzenin ve nizamın giderek zayıflamasıdır. En küçük bir olayda bile öğretmenlerin hedef haline getirilmesi, asılsız iddialarla yıpratılması; okulların ise herkesin rahatça girip çıkabildiği, tehditlerin savrulabildiği alanlara dönüşmesi bu tabloyu hazırladı. Gücü yeten, arkasına velisini takanlar soluğu okullarda alıyor ve öğretmenlere saldırıyordu, tabii ki güçsüz veya velisini arkasına takamayan çocuklar da kendi adaletini aramaya yöneldi. Böylece dengenin alt-üst olduğu bir ortam meydana geldi. 

Bir zamanlar sebepsiz yere şiddet gören nesilden bir takımın içinde dünün hıncı kalmış ki anlaşılan; bugün çocuklarına asiliği, saldırmayı, öğretmene kafa tutmayı, edepsizliği, saygısızlığı öğretiyor. Birileri de buna destek veriyor. Hatırlarsınız; sınıf düzenini sağlamaya çalışan sınıf annesine asilik yapan çocuğu “Hakkını arayan çocuk”  diye parlatıyordu haber kanalları. Hemen akabinde ise halk işte aranan nesil diye alkış tutuyordu. Ve sonuç sınıf annesi olayı kaldırılmış oldu.

Evet,  okullarımız ve okuyanlarımız çoğaldı. Eğitimde nicelik olarak belki çığır açıldı ama nitelik halen istenilen seviyeye bir türlü ulaşamadı. Yaşanan bu olayları “Oyundur oyun” deyip geçiştirmemiz, üstüne düşmemiz gerekli. Eğitim 30-40 yıllık planların yapılması, buna göre adımlar atılması, uzman ekip tarafından kurulan eğitmenler, psikologlar, sosyologlardan oluşan bir komisyon tarafından ortak akılla şekillenmesi gerekir. Eğitim bir milletin kaderi ve yapı taşıdır. Vicdanları, düşünceleri, düşünmeyi, sevgiyi ve saygıyı temel alan; olumsuzlukları şiddetle çözen değil münazara yoluyla sulh eden bir eğitim modeli benimsenmeli. Yoksa Mimar Cansever’in de dediği gibi; “Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder.”  sözü gerçek olur. 

Aman dikkat! Fatma Nur Çelik öğretmeni bir haftaya unuttuğumuz gibi, Ayla Kara öğretmeni ve sekiz öğrencisini de “unutmadık unutmayacağız” deyip iki tweet atarak, durum paylaşarak geçiştirmeyelim. Nitekim o elim hadisenin hemen akşamında halen mafya dizilerinde şiddet sahneleri yer alıyorsa, tartışma programlarında İran-ABD olayı daha fazla konuşuluyorsa, bizler ertesi gün bütün işleri yoluna koymuş gibi “nerede kalmıştık” diye devam ediyorsak eğer; biz çoktan vicdanı, düşünmeyi ve ders çıkarmayı unutmuşuz da haberimiz yok anlaşılan.


© Konya'nın Sesi