We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tahakküm Diyarında Maskeli Balo Çılgınlığı

7 1 2
11.02.2021

İnsanı anlama konusunda en sağlam ipuçlarını bulabileceğimiz alanlardan bir tanesi de gücün gerek bireysel gerek toplumsal ilişkilerde ön plana çıkarak belli ölçüde belirleyici olduğu durumlardır. Toplumsal etkileşimde gücün rolü ve etkileri üzerine düşünmeye başladığımızda aklımıza ilk olarak iktidarın toplumu oluşturan kesimlerle ve bireylerle kurduğu bağlar, bu bağlara işlerlik kazandırmak amacıyla oluşturduğu örgütlenmeler, sistemler ve benzeri şeyler gelebilir ama güç ilişkisi yalnızca toplumu yönetenler ve yönetilenler arasında değil hayatın her alanında, birbirlerini en çok seven insanların arasında, evlerin içinde hatta en mahrem alanlar olarak kabul edilen yatak odalarında bile ortaya çıkabilmektedir.

İnsanlar arasındaki etkileşimde işin içine güç girdiği zaman eşitlik duygusu ortadan kalkmaya başlar; üstünlük, aşağıda olma, hakimiyet kurma, söz konusu hakimiyet girişimlerine direniş veya dayatılan hakimiyeti bir şekilde kabul edip ona tabi olma gibi durumlar ortaya çıkar. Bir insanın ya da bir grubun diğer insanlar, gruplar ya da toplum üzerinde baskı ve zorbalıkla hakimiyet oluşturması tahakküm olarak adlandırılır ve sosyal bilimlerin en çok ilgi toplayan konularından birini oluşturur. Tahakkümün hangi şartlar altında ortaya çıktığı, neden kabul edildiği, hangi noktaya kadar ilerleyebileceği sorularının her biri başlı başına bir araştırma konusudur.

Normal şartlarda hiçbir insan bir diğerinin kendi üzerinde herhangi bir şekilde hakimiyet kurmasına izin vermek istemez. O halde takakküm nasıl oluşur, hangi koşullarda işlerlik kazanır? En uç örneklerinde olduğu gibi tek adama dayalı, otokrat devletler, tiranlıklar, diktatörlükler, kendi toplumlarıyla birlikte dünyayı da mahvetme potansiyeline ulaşabilen faşist yönetimler bu gücü nasıl elde ederler? Yaygın olan söylemle ifade edecek olursak kula kulluk nerede başlar nerede biter? Bütün bu soruların cevabını aramaya belki de gündelik yaşantımızdan başlamalı, diğer insanlarla girdiğimiz etkileşimlerde gücün ne derece etkin bir rol oynadığını, insanların kendilerine dayatılan güç karşısında hangi tutum ve tavırları takındıklarını, güç elde edebilmek neleri göze alıp neler yapabileceklerini anlamaya çalışmalıyız.

Düzen, İtaat ve Hakimiyet
İhtiyaçlarımızı karşılamak için başkalarına gereksinim duyuyor olmamız toplum tarafından belirlenen hak ve özgürlük sınırlamalarını kabul etmemizi, toplumsal bağı kuvvetlendiren ve işleyişi destekleyen ritüellere katılmamızı, genel geçer normları benimseyip kurallara, yasalara itaat etmemizi, belli bir hiyerarşisi olan ilişki biçimlerine uyum sağlayıp sıralamada bizden üst mevki ve konumlarda bulunan kişilere hürmet ve saygı göstererek çeşitli konularda bizi yönlendirmelerine izin vermemizi gerektirir. Sosyal yaşamın kişi üzerindeki bu ve benzeri, etkileri toplumdan topluma, kültürden kültüre değişiklik gösterse de hiçbir zaman tam olarak yok olmaz. “Bunu böyle yaparsam ne derler?” sorusu ile özetleyebileceğimiz kontrol duygusu ve kimsenin görmediği zamanlarda toplumca hoş görülmeyen davranışları sergileme sonucunda ortaya çıkabilen suçluluk duygusu da sosyal düzende işleyen sistemin kişi üzerinde hakimiyet kurmasına yardımcı olur.

Toplumun birey üzerindeki gücünün sıklıkla hissettirildiği bu tür bir yaşam tarzında bireylerin toplumsal konumları, mevkileri ya da statüleri sayesinde elde etmiş oldukları güç de kişilerarası ilişkilerde kendisini sık sık belli eder. Örneğin anne ya da baba çocuklarının hayatını onların isteklerine göre değil de kendi düşünceleri doğrultusunda şekillendirme yoluna gidebilir ve bunu onların iyiliğini düşündüğü için yaptığını söyleyebilir. Küçüklerin yaşam konusunda yeterince bilgili ve deneyimli olmamaları, yönlendirmeye ihtiyaç duymaları büyüklerin bu tür davranışlarını bir dereceye kadar haklı çıkarabilir. Ne var ki, olay hiçbir zaman kişinin yetersiz kaldığı alanlarda onu korumak ve doğru olana yönlendirmekle sınırlı kalmaz.

Bireyler, yasalar eşit herkese haklar tanısa bile, kültürel yaşam tarzının mevki ve konumlarına sağladığı avantajlardan yararlanıp diğerleri üzerinde hakimiyet kurarak onları çeşitli yönlerden manipüle ve suiistimal etme yoluna gidebilirler. Böyle bir durum bir çocuğun oyunda kullanılacak oyuncağın kendisine ait olduğunu ileri sürerek oyunu kendi istediği gibi şekillendirip oynama hakkına sahip olduğunu dayatmasından başlayarak, öğretmenin okulda öğrencilerini kendi değer, görüş ve inançları doğrultusunda yetiştirmesine, iş dünyasında üstün asta angaryalar yüklemesine, patronun çalışanı sömürmesine, askerde komutanın ere keyfi yaptırımlar uygulamasına, hapishanede gardiyanın mahkuma kötü davranmasına, rüşvet, taciz ve şiddet skandallarına kadar gidebilir. Tahakküme maruz kalan kişilerin bununla mücadele etmeleri durumunda sahip oldukları kısıtlı olanakların da ellerinden alınması, dışlanmadan başlayarak acı veren cezaların uygulanması, hatta yaşam haklarının ellerinden alınmasına kadar varan yaptırımlarla karşı karşıya kalmaları söz konusu olabilir.

Tahakküm ve Rıza
Tahakkümün nerede başladığı sorusuna yanıt olarak genellikle rızanın bittiği yer açıklaması getirilir. Bu, genel anlamda doğru olmakla birlikte, kişiler arası ilişkiler söz konusu olduğunda rızanın nerede bittiğini tahakkümün nerede başladığını gösteren çizgi her zaman net olarak çizilemeyebilir. Hatta çoğu zaman bu konuda oldukça geniş bir gri bölgenin bulunduğunu söylemek mümkündür. Örneğin

cinsiyet ayrımcılığının derinleştiği toplumlarda aile içi etkileşimlerde erkeğin kadını istemediği birçok şeye zorlaması ve toplumun buna göz yumması sık sık görülebilen bir durumdur. Sevgili ya da karı-koca ilişkilerinde erkeğin kadına şiddet uyguladığı durumlarda kimi zaman kadınların şikayetçi olmadıklarını olsalar bile şikayetlerini zaman içinde geri aldıklarını görebiliyoruz. Bunun çoğu zamanki nedeni tahakküme razı olunması değil ilişkinin bitirilmesi sonrasında yaşamın nasıl idame ettirilebileceği ve / veya şiddet uygulayan kişinin neden olabileceği tehlikelerden nasıl korunabileceği ile ilişkilidir. İlişkilerini bitiren ya da bitirmek isteyen kadınların işkence........

© Komplike Dergi


Get it on Google Play