We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İnsanlık Kendi Yoluna Tuzak Kurmuştu

4 1 2
28.01.2021

Edebiyatın zirvelerinden biri olarak kabul edilen Lev Nikolayeviç Tolstoy, “Diriliş” isimli romanında, “İnsanlar ırmaklar gibidir: Hepsinde su aynı sudur, her yerde birbirinin aynıdır, ama bir ırmak dar, hızlı, geniş, sakin, temiz, soğuk, bulanık, ılık olabilir. İnsanlar da böyledir. Her insan içinde tüm insan özelliklerinin ilk belirtilerini taşır ve zaman zaman bu belirtilerin bazılarını, zaman zaman da diğerlerini gösterir, sık sık da her şeyiyle aynı kaldığı halde kendine hiç benzemeyen bir insan olur. Bazı insanlarda bu değişiklikler çok keskin biçimde ortaya çıkar,” der.

Bu benzetmeyi bütün bir insanlık için de uygulamamız mümkündür. İnsanlık ırmağı varoluşunu sürdürme uğraşında ve kendisini istikrara kavuşturacağını düşündüğü genel anlamdaki amaçlarını temsil eden okyanusa ulaşma yolunda eşi görülmemiş bir hızla ilerlerken, karşılaştığı engellerin etkisiyle, çeşitli görünümlere bürünüp birçok değişik kola ayrıldı. Aynı kaynaktan yola çıkan kollar, zamanla bunu unutacak duruma gelerek, asıl ırmağın kendileri olduğunu; okyanusa varma arayışında, en kısa ve akılcı yola kendilerinin sahip olduğunu iddia etmekle kalmayıp zaman zaman diğer bütün kolları inkâr edecek kadar ileri gittiler.

Bütün bu benzetmeleri gerçekler dünyasında ifade edecek olursak, kendimizi etnik köken, milliyet, dil, din, cinsiyet, yaş, sınıf, eğitim, zenginlik ve diğer bazı özelliklerimizle öne çıkarmamızın bir anlamda sınırlamaya gitmekle eşdeğer olduğunu kolaylıkla fark edebiliriz. Hele de bu işi, sahip olduğumuz özelliklerin diğer insanlarınkinden daha üstün olduğunu düşünme ve bu doğrultuda davranma noktasına vardırırsak, evrensel geçerlilik taşıyan erdemlere sahip “insan olma” özelliğimizi kaybeder ve belli bazı kalıpların esiri oluruz. Bizleri kimi zaman en kalın zincirlerden çok daha güçlü bir şekilde bağlayıp sınırlandıran bu kalıpların üzerimizdeki etkilerinin farkına varmak ve onlardan kurtulmak son derece zordur.

Haklar ve Sınırlamalar
Örneğin, bir ülkenin vatandaşı olmak bizlere birçok hak sağlamasının yanı sıra temel gereksinimlerimizin çoğunluğunu gidermemize yardımcı olabilir. Ancak, bütün bu olgulara evrensel odaklı bir mercekten bakacak olursak, bir ülkenin vatandaşı olmanın aynı zamanda hayatımızı etkileyen sınırlamalar getirdiğini görürüz. Özellikle, Türkiye gibi gelişmekte olduğu söylenen üçüncü dünya ülkelerinde yaşayanlar, bunu sık sık hisseder. Ekonomik güçlükler ve birçok ülkenin uyguladığı bürokratik engeller nedeniyle kendi ülkenizde hapsedilmiş gibisinizdir. Dünyanın diğer bölgelerini yalnızca gidip görmek için uğraşmak zorunda olduğunuz pasaport ve vize almak türünden can sıkıcı bürokratik işlemleri bir kenara bıraksanız bile, yaşadığınız ülkenin kronikleşmiş sorunlarından birisi olan ekonomik ve mali yoksunluk çoğu zaman elinizi kolunuzu bağlamaya yeter de artar. Bütün bu sorunları aşıp yurt dışına gidebilirseniz bu kez de milliyetinize ya da dini inançlarınıza yönelik önyargılı yaklaşımlar canınızı fazlasıyla sıkabilir.

Dışarıya açılmaktan vazgeçip kendi ülkenizde mutlu olmaya çalıştığınızda ülkedeki iktidar sahipleri ve toplumsal yaşamın çeşitli alanlarına hakim olan sosyo-kültürel güçler, eğitimden çalışmaya, inançtan eğlenceye birçok alanda karşınıza çıkıp özgürlük ve haklarınızı sınırlayarak sizi belli kalıpların içine sokmaya, istemediğiniz şeyleri yapmaya, içten içe benimsemediğiniz bir yaşam tarzına dahil etmeye, kendi çıkarlarını toplumun önüne koyan belli başlı kesimlere hizmet ettirmeye çalışabilir. Bütün bunlara karşı çıktığınızda ise dozu giderek artan dışlanma, yaptırım, cezalarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Güç, Çıkar ve Eşitsizlik
Kısaca söyleyecek olursak toplumsal düzenek olarak adlandırdığımız sosyo-kültürel düzlemin güç ve çıkar ilişkilerine dayalı hiyerarşik bir yapılanma üzerinden işletilmesi eşitsizlik ve bölünmenin en önemli temel nedeni olarak gösterilebilir. Bu eşitsizlik ve bölünmenin kökeninde, temel özelliğimiz olan insan olmanın bir kenara bırakılarak, çok daha az önemli olan kimi........

© Komplike Dergi


Get it on Google Play