We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Cehaletin Kara Gözü

5 1 0
18.01.2021

İçinde toyluk, acemilik, deneyimsizlik, bilgisizlik, görgüsüzlük, okumamışlık gibi anlamları barındıran cehalet sözcüğü, kısaca gerçeğe yönelen bilginin sağladığı aydınlanmanın karşısındaki karanlıkta kalmak olarak da nitelendirilebilir. Ne var ki, cehalet bilgisizliğin ötesinde, çeşitli nedenlerle gerçek olmayan bilgiye tutunma, uzun vadede kendisine ve diğerlerine zarar verecek yanlış ve yanlı bilgilerin farklı çekim merkezlerinin etkisinde kalıp söz konusu yanlış ve yanlılıklarda ısrar etme gibi eğilimleri de içermekte ve insanlığın ayağına pranga bağlamakla kalmayıp türümüzle birlikte bütün bir dünyayı geri dönülemez sonuçlara yol açabilecek felaketlere sürükleme tehlikesini de beraberinde taşımaktadır. Çocukluğun ya da gençliğin deneyimsizliğinden, toyluktan, acemilikten, bilgisizlikten kaynaklanan ve kimi zaman “cahildim dünyanın rengine kandım” gibi pişmanlık ifade eden türkü sözlerine dönüşen hataların yol açtığı zararlar bu deneyimsizliklerin giderilmesi, yaşananlardan ders çıkarılarak olgunluk ve bilgelik kazanılması sonrasında giderilebilir ya da bir dereceye kadar telafi edilebilir ama yanlış ve yanlılıklarda ısrar çok daha büyük zararlara zemin hazırlayabilir.

Özgüven Cehaletin Yoldaşıdır
Bilgide yetersizlik algılamada yanlılık ile birleştiğinde kaos ufuktan göz kırpmaya başlar. Cornell Üniversitesi’nin önde gelen psikologlarından David Dunning ve Justin Kruger’in 1999 yılında ortaya attıkları algılamada yanlılık eğilimine ilişkin varsayım bu konuda çok ilginç bilgiler içermektedir. Dunning Kruger Etkisi ya da Dunning Kruger Sendromu adı verilen bu varsayıma göre belli konularda yeterli bilgi düzeyine sahip olmayan, diğer bir deyişle yetkin olmayan insanlar becerilerine aşırı değer biçme eğilimi gösterir. Yetkin olmayan bu insanlar bir yandan kendilerinin ne kadar yetersiz olduğunu anlayamazlarken bir yandan da diğer insanların gerçek beceri düzeylerini de fark edemez. Ayrıca bu insanlar becerilerini geliştirecek bir eğitimden geçmedikleri sürece geçmişteki eksiklerinin farkına varıp kabul etmezler. Üstelik yetkin olmadıkları konularda yetersizliklerini kabul etmek bir yana, konuyla ilgili her şeyi biliyormuş gibi aşırı özgüven sahibi olurlar. Birçok düşünür bu özgüvenin bir üstünlük duygusuna dönüştüğünü ve çoğu zaman küstahlık derecesine vardığını da dile getirmiştir.

Bu durum genellikle cahil cesareti olarak ifade edilir ama cesaret bu tanım için pek doğru bir kelime değildir. Cesur insanlar tehlikelerin farkındadır ve bu tehlikeler karşısında duydukları korkuyu da yadsımazlar ancak söz konusu tehlikelerin üstüne gidip ortadan kaldırmazlarsa kendilerinin ve / veya yakınlarının daha büyük zararlarla karşılaşacağını düşündükleri için dizleri titrese, içlerinden bir ses ger dönmelerini söylese de ileri atılırlar. Öte yandan cahillikte cesaret değil tehlikelerin bilincinde olmamanın getirdiği bir pervasızlıkla birleşen kendisine bir şey olmayacağı hissi vardır ve bu durum için tehlikeyle hiçbir korku hissetmeksizin yakınlaşmayı ifade eden cüret sözcüğü daha uygun düşmektedir çünkü cahiller tehlikeyle karşı karşıya olduklarının bilincine vardıklarında büyük bir hızla ondan uzaklaşmaya çalışırlar.

Yıkıcı Cehalet
Cehalet tarih boyunca toplumların gelişmelerinde ayak bağı olmuş, cahillere ve cehaletin kötü yanlarına ilişkin birçok söz söylenmiş, uyarıcı yazılar yazılmış, aydınlanmaya yönelik girişimlerde bulunulmuş ama insanlığın en büyük lanetlerinden birisi olarak ifade edilen bu olgu bir türlü ortadan kaldırılamamıştır. Cahil kitlelerin bir araç olarak kullanıldığı birçok eylem insanlık tarihine bir kara leke olarak geçmiştir. Bunlar arasında İskenderiye, Bağdat, Endülüs, İstanbul, Berlin başta olmak üzere birçok kütüphanenin ve kitabın yakılması, antik çağın önde gelen filozof, astronom ve matematikçileri arasında yer alan Hypatia başta olmak üzere birçok insanın linç edilerek öldürülmesi, Türkiye’de 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucunda otuz üç ozan, yazar, düşünür ile iki otel çalışanının yanı sıra dışarıda toplanan karşıt görüşlülerden iki kişinin ölmesi gibi birçok olay, Antik medeniyetlerin miraslarının savaş, din ve hazine avcılığı gibi gerekçelerle yağmalanıp yok edilmesi gibi akıllara zarar girişimler ilk anda akla gelen örnekler olarak sıralanabilir.

“Cahile laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür”........

© Komplike Dergi


Get it on Google Play