We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Şu seçmen meselesi

42 134 1
22.05.2022

Sağ siyasetin önemli ismi Hüsamettin Cindoruk biraz da özeleştiri tadında fıkra gibi anlatır eskinin politik söylemlerini.

Örneğin Garp Cephesi komutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Genelkurmay Başkanı İsmet İnönü, o dönem CHP Genel Başkanı, Cindoruk ise onun rakibi olan partinin bir neferi. Özellikle taşrada İnönü’yü itibarsızlaştırmak için söylerlermiş; “İnönü asker kaçağıdır, askerliğini yapmamıştır.”

60 yıl öncesinin siyasetinde buna inanan binlerce seçmen varmış yine Cindoruk’un anlatımına göre. Savaş meydanlarında zaferler kazanmış komutandan, İsmet Paşa’dan söz ediyorlar asker kaçağı olarak. Bu dönem kendisini politik olarak muhafaza etmek amacıyla, CHP’yi eleştirmek için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İnönü için kurduğu cümlelere itibar etmeyin. İnönü ulusal kahramandır ve dönemi içinde değerlendirdiğinizde de gerçekten demokrat bir asker, devlet adamı ve siyasetçidir. Yaptıklarını ya da yapmadıklarını, tarihsel bağlamından kopararak bugün eleştirmek kolaydır.

Cindoruk’un aktardığı o dönemin seçmeni, tam da bugünün, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı eski bakan Berat Albayrak’ın “Cumhurbaşkanımız aya 3 gidiş 3 dönüş otoyol yapacağız dese inanır” diye arif ettiği seçmen kitlesi. Yani aradan geçen 60 yıla karşın gelinen nokta maalesef tam da burası.

DSP’NİN 3 YIL İÇİNDE YÜZDE 22’DEN 1.2’YE DÜŞEN OYU

DSP, PKK lideri Abdullah Öcalan yakalanıp Türkiye’ye teslim edilince MHP ile yakaladığı bu iklimi iyi değerlendirdi ve yüzde 22’ye yakın oy aldı. Ortağı MHP de bu rüzgarı iyi değerlendirdi ve yüzde 17 oy aldı. CHP bu seçimde Deniz Baykal’ın yönetiminde tarihinde ilk kez baraj altı ve parlamento dışı kaldı, yüzde 8 oy ancak alabildi. Bir süre sonra Baykal bütün CHP otobüslerine ve teşkilat binalarına “sen hep haklı çıktın” yazdırdı. CHP’nin hala neden derlenip toparlanamadığının da bence önemli bir verisidir bu.

HDP’nin o dönemki yapısı HADEP’in oyu ise sadece yüzde 4. Siyaset dışı bir gelişme nedeniyle yakalanan siyasi başarının ömrü bir ekonomik kriz kadar sürdü. 2001 ekonomik krizi ve sonrasındaki Kemal Derviş - IMF politikaları seçmenin kendisine gelmesini sağlayan bir şok yarattı. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin halen açıklamadığı ama sık sık ima ettigi “siyasete dışarıdan müdahale” olasılığını önlemek için büyük bir politik risk alarak aldırdığı erken seçim kararıyla 2002 seçimlerinde ortaya dramatik bir tablo çıktı. Sadece 3 yıl aradan sonra yapılan erken seçimde DSP’nin oyu yüzde 22’den 1.2’ye MHP’nin oyu ise yüzde 17’den 8’e düştü. DYP, ANAP siyaset sahnesinden silindi, Cem Uzan’ın Genç Partisi İbrahim Tatlıses konserleri, dağıtılan döner ekmek ve “mazot 1 TL olacak” vaadi ile yüzde 7 oy aldı.

Bu iki tablo üzerinden seçmen için yapılacak tahlilin sağlıklı olması mümkün değil. Bilinçli, evet ekonomiyi batıran ve sadece Öcalan yakalandı diye duygusal olarak oy verdiği iktidar ortaklarını cezalandırıyor ama aynı duygusal hatayı tekrar yapıyor ve kızgınlıkla mevcut iktidarın karşısında kim varsa ona oy veriyor. Peki son 4/5 yıldır sürekli ve kalın bir ekonomik kriz yaşamasına karşın seçmen, DSP ve MHP’ye gösterdiği tepkiyi neden AKP’ye göstermiyor? Ekonomik krizin faturasını, politik olarak çok güçlü bir hamle olan Öcalan’ın yakalanmasına karşın o dönemin iktidar partilerine çıkartan o seçmen aynı faturayı neden AKP’ye kesmiyor?

Öcalan’ın yakalanmasının politik olarak çok işine yarayacağını bilen eski başbakan Tansu Çiller bunun için........

© Kısa Dalga


Get it on Google Play