menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşta Hürmüz açmazı

13 0
10.04.2026

28 Şubat’ta başlayan ABD – İran ve Körfez ile İsrail – Lübnan Savaşı’na doğru uzanan savaş hattının belirleyeni Hürmüz Boğazı. Hürmüz'ün kontrolü veya buradaki bir istikrarsızlık, Körfez’deki bölgesel bir çatışmayı hızla küresel bir enerji krizine dönüştürme potansiyeline sahip. Bu nedenle boğaz, İran’ın Batı’ya karşı en güçlü stratejik kozu.

Dünya haritasında ufak bir çizgi gibi görünen Hürmüz Boğazı, Umman Körfezi ile Basra Körfezi'ni birbirine bağlayan, yaklaşık 150-160 kilometre uzunluğunda stratejik bir deniz yolu. Boğazın genişliği en dar noktasında 39 kilometreye kadar düşse de, gemilerin geçebildiği çift yönlü deniz trafiğinin her biri sadece 3 kilometre genişliğinde.

Dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri kabul edilen bu boğaz, küresel petrol ticaretinin yüzde 20’sinin geçişini sağlıyor. Kuzeyde İran, güneyde ise Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri ile çevrili olan bölge, dar yapısına rağmen dev tankerlerin geçişi için yaşamsal değerde bir koridor görevi üstlenerek küresel ekonomi üzerinde önemli bir etkiye sahip.

Son haftalarda yaşananlar, Hürmüz Boğazı’nın artık sadece petrol akışını değil, uluslararası siyasetin ve ekonominin yönünü belirliyor.

Uluslararası hukuk açısından olarak bakıldığında İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü iki temel hukuki argümana dayandırarak savunuyor. İlki zararsız Geçiş ve güvenlik denetimidir. Özetle, İran, boğazı daha kısıtlayıcı olan "Zararsız Geçiş" rejimine tabi tutarak, kendi güvenliğini tehdit eden gemileri durdurma hakkına sahip olduğunu iddia eder. 1993 yılında hayata geçirdiği iç düzenlemesiyle, özellikle yabancı savaş gemilerinin geçişi için önceden izin alınmasını şart koşuyor. Bu durum sonucunda, İran Hürmüz konusunda meşru müdafaa ile stratejik hakimiyeti savunuyor.

28 Şubat sonrasında mevcut savaş ile çatışma ortamında, İran, BM Şartı’nın 51. maddesini (meşru müdafaa) gerekçe göstererek kendisine yönelik bir saldırı durumunda boğazı kapatabileceğini veya belirli ülkelere geçiş kısıtlaması uygulamayı savunuyor.

Bu bilgiler ışığında bakarsak, İran’ın Hürmüz’de attığı adımların askeri tarafı haricinde siyasi bir niteliği olduğunu söylemek mümkün. İran egemenlik hakkı üzerinde dururken, hangi emtianın ne zaman ulaşacağını, kimin ne kadar bekleyeceğini kısaca hangi ekonominin ne hızda nefes alacağını belirleme alanını da kendine açıyor.

Bu nedenle Hürmüz’ün ticari akışında yer alan herhangi bir duraklama, sadece petrol........

© Kısa Dalga