menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye 2026’da adil yargılama ile tanışabilir mi?

16 0
yesterday

“Allah düşmanımı bile Türkiye mahkemelerine muhtaç etmesin! Amin” cümlesi Kısa Dalga için yazdığım yazılardan ikincisinin giriş cümlesi. 26 Haziran 2021 tarihli yazıda çeşitli uluslararası kuruluşların çalışmalarına dayanarak 1996 ve sonrasında ait Türkiye’nin hukuk karnesine yer vermiştim. 2020 verilerine göre Türkiye yargısı 100 üzerinden 43 almıştı. 2025 yılı karnemiz 100 üzerinde 41 olmuş.

Okuyucu haklı olarak soracaktır. CHP’li belediye başkanları aylardır tutuklu, Fatih Altaylı altı aya yakın tutuklu kaldı, bu kadar hukuksuzluk arasında Türkiye’nin karnesi 2 puan mı düştü diye. Bu hukuksuzlar ne yazık ki 2021 öncesinde de vardı. Selahattin Demirtaş 4 Kasım 2016’da yani yaklaşık 10 yıl önce tutuklandı ve o günden beri cezaevinde. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızrak 23 Ekim 2019’da tutuklandı ve halen cezaevinde. Hukuk sisteminin çöküşü için bir milat ararsak 2007 Ergenekon soruşturmalarını, 2013 Gezi eylemlerini veya 7 Haziran 2015 seçimlerini milat kabul edebiliriz.

Çöküşün miladı ne kadar eski olursa olsun kendi başımıza gelmedikçe sistemin çöktüğünü anlamıyoruz. Sistemin çöktüğünü Kürt Mahallesi ve Sol Mahalle ezelden beri biliyor. CHP Mahallesi ve Zafer Partili Mahalle de 2025 yılında bu gerçekle acı bir şekilde yüzleşti.

2025 yılında bambaşka bir şey de oldu, Ak Partili Mahalle, Fenomenler Mahallesi, Sermaye Mahallesi de Türkiye yargısı ile tanıştı.

Fatih Altaylı’nın tutuklandığı suç maddesinden ölümüne Ak Partili Twitter (X) fenomeni Furkan Bölükbaşı da tutuklandı, mesela. Muhtemelen 1,5 aydır cezaevinde. Ne arayanı var ne soranı.

TÜSİAD yöneticilerinin başına geleni de hatırlayalım.

Türkiye yargısına ilişkin 2025 yılının en beklenmedik çıkışını ise Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy yaptı ve kendisi hakkındaki savcılık soruşturması için, “…bu çok net bir şekilde siyasi operasyondur…”

© Kısa Dalga