Susturulan vicdanın derin yankısı

İçte Başlayan Sessizlik

Vicdan sustuğunda, en yüksek sesler bile gerçeği söylemez.

Bir toplumun en büyük kaybı, hakikatin bastırılması değil; vicdanın susmasıdır. Çünkü hakikat zamanla yeniden ortaya çıkabilir, ama vicdan sustuğunda onu duyacak iç ses zayıflar. Ve işte tam bu noktada, insanlar doğru ile yanlış arasındaki farkı bilseler bile, o farkı hissedemez hâle gelir.

Vicdan, dışarıdan dayatılan bir kural değildir. O, insanın kendi içinde kurduğu en derin dengedir. Bu denge bozulduğunda, birey yalnızca başkalarına karşı değil; kendisine karşı da yabancılaşır. Çünkü vicdan, insanın kendisiyle yaptığı en sessiz konuşmadır.

Normalleşen Sessizlik

Vicdan bir anda susmaz; önce fısıldar, sonra yorulur, en sonunda susar.

Hiçbir toplum bir gecede vicdanını kaybetmez. Bu süreç yavaş ilerler. Küçük tavizler, görmezden gelinen haksızlıklar, “şimdilik böyle olsun” denilen durumlar… Her biri vicdanın sesini biraz daha kısar.

Zamanla insanlar bazı şeyleri sorgulamamayı öğrenir.Bazı acılara alışır.Bazı adaletsizlikleri “doğal” kabul eder.

Ve işte o noktada, en........

© Kıbrıs Postası