Liyakat: Susturulan yetenek, dışlanan emek

Liyakat çoğu zaman bir ölçüt sanılır.
Bir sınav sonucu.
Bir diploma.
Bir yeterlilik listesi.

Oysa liyakat, bundan daha fazlasıdır.
Liyakat, emeğin karşılık bulacağına dair ortak inançtır.

Bu inanç zedelendiğinde,
kurumlar sadece verim kaybetmez.
Ahlâk kaybeder.

Bugün Kuzey Kıbrıs’ta liyakatsizlik artık istisna değildir.
Giderek kural hâline gelmiştir.

Üstelik bu durum:

Sadece alt kademelerde değil

Sadece münferit örneklerde değil

Devletin en üst kurumlarına kadar işlemiştir.

Artık birçok yerde şu sorular sorulmaz:
“Ne biliyor?”
“Ne üretti?”
“Ne katkı sundu?”

Onun yerine şunlar sorulur:
“Kimden?”
“Kimin yanında?”
“Bizden mi?”

Liyakat, tam da bu noktada değersizleşir.

En tehlikeli eşik şudur:
Liyakatsizlik yalnızca fiilî değil,
hukukî ve idarî düzenlemelerle meşrulaştığında.

Bu noktada sorun kişiler olmaktan çıkar.
Sorun, sistem olur.

Artık yanlışlar kişisel tercihler değildir.
Kuralların içine yerleşmiştir.

Ve........

© Kıbrıs Postası