Sağlıkta kriz: Doktor, siyaset ve bedeli ödeyen halk |
MERT MAPOLAR’IN KÖŞE YAZISINI SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
KKTC’de “tam mesai” üzerinden yürütülen tartışmalar, bir saat hesabından ibaret değildir; yıllardır ötelenen sağlık reformlarının, derinleşen gelir ve statü adaletsizliğinin, siyasetin sağlık üzerindeki belirleyici etkisinin ve bu kısır döngü içinde her gün biraz daha mağdur olan halkın açık bir fotoğrafıdır. Doktorların, yöneticilerin ve siyasal yapının karşı karşıya geldiği bu tabloda asıl mesele, kimin haklı olduğu değil; bu krizin neden hâlâ çözülemediği ve bedelinin neden sürekli olarak vatandaşa ödetildiğidir.
Bugün gelinen noktada ortaya çıkan bu tartışmalar, hekimliğin; sistem, siyaset ve toplum kıskacında nasıl bir çıkmaza sürüklendiğini de gözler önüne sermektedir. Son dönemde yaşanan tüm bu gelişmeler, yüzeyde, bir “tam mesai” ya da “dijital denetim” meselesi gibi sunulsa da, gerçekte çok daha derin, yapısal ve kronik sorunlara da işaret etmektedir. Tartışma; hekimlerin çalışma saatlerinden kamu hizmetinin niteliğine, özlük haklarından siyasal sistemin işleyişine, halkın sağlık hakkından toplumsal değerler hiyerarşisine kadar uzanan geniş bir alanı kapsamaktadır. Bugün gelinen noktada sorun, yalnızca hekimlerin kaç saat çalıştığı değil; sağlık hizmetinin hangi anlayışla, kim için ve hangi bedeller karşılığında sunulduğudur.
Kamuoyuna yansıyan açıklamalar, kamuda görev yapan hekimlerin çoğunluğunun, mesai saatlerine uymadığı, öğle saatlerinden sonra hizmetin aksadığı ve bu durumun hastaları özel klinik ve hastanelere yönlendirdiği iddiası etrafında şekillenmektedir. Buna karşılık hekimler ve sendikalar, meselenin tam mesaiye karşı çıkmak değil; mevcut yasaların eşit, adil ve insani koşullarda uygulanmaması, ağır iş yükü, yetersiz özlük hakları ve mesleki tükenmişlik olduğunu vurgulamaktadır. Aslında her iki tarafın da işaret ettiği ortak nokta şudur: Sağlık sistemi sürdürülebilir bir şekilde işlememektedir.
Bu noktada “tam mesai” kavramını uluslararası örneklerle değerlendirmek kaçınılmazdır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi başta olmak üzere, Avrupa Birliği ülkelerinin büyük bölümünde, kamuda çalışan hekimler için tam zamanlı çalışma esastır. Ancak bu ülkelerde tam mesai, yalnızca kart basmak, saat doldurmak ya da idari kontrolle sınırlı bir uygulama değildir. Tam mesai; makul ücret, güçlü emeklilik sistemi, güvenli çalışma ortamı, mesleki saygınlık, akademik ve bilimsel gelişim olanakları ile birlikte düşünülür. Denetim vardır, fakat bu denetim cezalandırıcı değil, kaliteyi güvence altına alan kurumsal bir mekanizma olarak işler.
ABD, Kanada ve pek çok Avrupa ülkesinde, kamuda çalışan hekimler için hizmet sürekliliği, randevu erişimi, ameliyat ve poliklinik kapasitesi, net kriterlerle........© Kıbrıs Postası