Hamaset karın doyurmuyor... |
Eskiden kara Çarşamba diye bir gün vardı...
Bakanlar Kurulu toplanır türlü zam kararları alırdı!
Gazetelerin de ortak manşet başlığı olurdu...
Özellikle de akaryakıt zamları...
O zamanlar 20-50 kuruş zamlar bile vatandaşı çileden çıkarırdı!
Yıllar geride kaldı...
Şimdi zamların adına okkalı diyoruz!
Elbette şu anda savaş şartları var...
Akaryakıt fiyatlarını hükümetler değil dünyadaki gelişmeler belirliyor!
Zira bizim hükümet de bu konuda çaresiz...
Tartışma ise çok büyük!
Okkalı zamlar gerçenten de savaş şartları nedeniyle mi yapılıyor?
Yoksa maaşlara takviye için mi?
Hükümet gelecekteki tehlikeyi görünce bir takım tasarruf tedbirleri aldı...
Halkı çok da olumsuz etkilemeyecek önlemlerdi bunlar!
Ama dikkat ediniz lütfen:
Birinci tasarruf tedbirleri koydular adını...
Bu da demektir ki eğer durumlar daha da kötüye giderse ikincisi de yoldadır!
Hayat pahalılığının artık maaşlara tam olarak yansımayacağı iddiaları var...
13’ncü maaşlardan da kesintiden filan bahsediyorlar!
Siz asıl o zaman görün yaşanacak olan şenliği...
Yatalım kalkalım savaşın sonlanması için dua edelim!
Tasarruf tedbirleri elbette alınmalıdır...
Ama buna sadece hükümet olarak karar verirseniz kamuoyu desteğini arkanıza alamaz aksine tepki toplarsınız!
Zaten sivil toplum örgütlerinin hemen hepsi de alınan kararların çok bir şey değiştirmeyeceğini açıkladılar...
Alınacak tedbirlere birlikte karar verelim!
Yerinde bir çağrıdır bu...
Hükümete önearimiz olsun;
Eğer halkın cebine elinizi atmayı düşünüyorsanız bunun makul bir açıklaması olmalıdır...
Bir önemli saptama...
Önceki gün tek asgari ücretli bir vatandaşla ayak üstü sohbet ettik!
Zam furyasını sorduk...
Dedi ki biz 5 kişilik aileyiz, aracımız yok, lüks bir hayatımız hiç yok!
Evlerinin de kira olduğunu söyledi...
Standartlarının hiç değişmediğini ekledi!
Zamlar bizi kesinlikle etkilemez...
Dar gelirlinin ortak görüşüdür bu!
Dün de devlet çalışanı bir arkadaş ile buluşup kahve sohbeti yaptık...
Maaşı 160 bin TL civarında!
Çok büyük bahçeli lüks bir villanın da sahibi...
Sıkıntılı mı hayli sıkıntılı!
Maaşlardan kırpıntı yaparlarsa ne yaparız diye şimdiden endişelenmeye başlamış...
Tek başına yaşayan çoluğu, çocuğu olmayan bir arkadaş bu!
Kira sorunu yok, maaşı da okkalı...
Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim!
Adaletin bu mu dünya diyerek içimden geçirdim...
Asker konusundaki açıklamalarıyla geçmişte hayli tepki alan Doğuş Derya bu kez öyle bir açıklama yaptı ki gönülleri fethetti...
Çoğu kendisinden gelen F-16’lar konusunda yine sert bir açıklama beklerken kendisi uçaklar tüm Kıbrıs’ın güvenliği içindir diyerek en doğru açıklamayı yaptı!
Bazılarını da tabi ki hayal kırıklığına uğrattı...
Biz kendisini alkışlıyoruz!
Ya da bazılarının deyimi ile selamlıyoruz...
Madem ki savaşa çok yakın bir bölgedeyiz sorun tüm Kıbrıs’ın sorunudur!
Savaş uçakları demişken...
Bir azınlık adada askersizleştirmeden dem vurup bu konuda çağrıda bulunurken çoğunluk ise iyi ki geldiniz, sayenizde güvendeyiz diye nutuklar atıyor!
Kimi de işi hamasete kadar götürüyor...
Ama işte gelin görün ki hamaset de artık karın doyurmuyor!
Asıl mesele yaşanan çok büyük ekonomik meselenin nasıl atlatılacağı meselesidir...
Zira gidişat görünenden de kötü bir yola girmiş tünelin ucunda da ışık görülmemektedir!
Kıbrıs Türkü geçmişte çok acılar çekmiş ve maddi sıkıntılar yaşamıştır ama geldiğimiz noktada da refah düzeyi artmış ve rahat bir yaşama alışmıştır...
Eğer cebine elinizi atarsanız da vay halinize!
Hamaseti bir yana koyup ekonomiyi bu şartlarda nasıl ayağa kaldıracaksınız bunun için saksıyı çalıştırmaya bakın!
Bizden naçizane bir tavsiye sadece...
(NOT: Bayram tatilini de ekleyerek bir hafta kadar yurt dışında olacağımızdan yazılarımıza bir süre ara veriyoruz. Önümüzdeki hafta görüşmek dileğiyle bayramınızı kutlar esenlikler dileriz. L.Ö.)