Sosyal medya yasakları
Türkiye’de 15 yaş altına sosyal medya yasağı tartışması, yüzeyde bir “yaş sınırı” meselesi gibi görünse de, derininde çocukluk, denetim, dijital kültür ve kamusal sorumluluk arasındaki gerilimi barındırıyor. Bu tartışmayı sağlıklı biçimde anlayabilmek için gözümüzü biraz dışarıya, başka ülkelere çevirmek gerekiyor. Çünkü Türkiye bu eşiğe gelen ilk ülke değil; sadece kendi toplumsal refleksleriyle bu meseleyi yeniden kurmaya çalışanlardan biri. Bizi neden ilgilendiriyor peki? Çünkü ön bahçede ne ekilirse arka bahçede o çıkıyor. olursa
ABD’de sosyal medya için genel kabul gören alt yaş sınırı 13. Ancak bu sınır bir “yasak”tan çok, çocukların kişisel verilerinin korunmasına dayanan hukuki bir çerçeveyle çalışıyor. Devlet çocuğu platformdan koparmıyor; platformu çocuk karşısında sınırlıyor. Çocuğun verisi izinsiz toplanamıyor, reklam hedeflemesine sokulamıyor. Yani mesele erişimden ziyade, ekonomik sömürüyle ilgili.
İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde de benzer bir yaklaşım var. Yaş sınırı 13 olarak kabul ediliyor ancak bu yaş, çocuğun tamamen “serbest” olduğu anlamına gelmiyor. Ebeveyn onayı, gözetim ve içerik denetimi sistemin doğal bir parçası. Çocuk tek başına bir kullanıcı değil; rehberli bir özne olarak görülüyor. Devlet, yasak koymaktan çok, ebeveyni........
