Haklı çıkma çağı
Eskiden fikir ayrılıkları vardı ama insanlar birbirlerini tamamen hayatlarından çıkarmazdı. Aynı sofrada farklı siyasi görüşler konuşulur, aile içinde sert tartışmalar yaşanır, dost meclislerinde ideolojik ayrılıklar olurdu; fakat insanlar ilişkinin kendisini, tartışmanın sonucundan daha kıymetli görürdü. Bugün ise tek bir tweet, tek bir paylaşım, tek bir cümle insanları birbirinin hayatından silmeye yetiyor. Modern çağın görünmeyen ama giderek büyüyen salgını tam da budur: tahammül krizi.
Artık insanlar karşıt görüşü çürütmek istemiyor sadece; karşıt görüşün varlığına dahi tahammül edemiyor. Sosyal medya bu hastalığın en büyük hızlandırıcısı haline geldi. Algoritmalar bize sürekli kendimize benzeyen düşünceleri gösteriyor. Farklı düşünen biriyle karşılaştığımızda ise onu insan olarak değil, adeta bir tehdit unsuru olarak kodluyoruz. Çünkü dijital dünya bizi çoğulculuğa değil yankı odalarına mahkûm ediyor.
Oysa tarih boyunca düşünce tam olarak çatışmaların içinden büyüdü. The Republic eserinde Plato, hakikati diyalog yoluyla aradı. Soru sormaktan korkmadı. Socrates, kendisine hakaret edenlerle bile konuşmayı sürdürdü ve sonunda baldıran zehrini içerken bile düşünceye olan inancını kaybetmedi. Meditations adlı eserinde Marcus Aurelius,........
