Faşist reflekslerin geri dönüşü |
Son günlerde Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında imzalanan ve Fransız askeri unsurlarının adadaki varlığını genişletecek anlaşmaları dikkatle takip ediyorum. Açık söylemek gerekirse, bu gelişmeyi Kıbrıs’ta barışa hizmet eden bir adım olarak görmekte zorlanıyorum.
Çünkü Kıbrıs sıradan bir devlet değildir.
Kıbrıs Cumhuriyeti, 1960 yılında Türk ve Rum halklarının ortak kuruculuğunda ortaya çıkmış özel bir anayasal düzenin ürünüdür. Bu düzen yalnızca iç hukukla değil, aynı zamanda uluslararası anlaşmalarla da korunmuştur. Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın taraf olduğu 1960 Garanti Antlaşması da bu sistemin temel taşlarından biridir.
Bugün yaşananlara baktığımda aklıma şu soru geliyor:
Rum yönetimi gerçekten Kıbrıs’ta güvenliği mi artırmaya çalışıyor, yoksa adayı yeni bir jeopolitik cepheye mi dönüştürüyor?
Garanti Antlaşması’nın 1. maddesi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini korumayı amaçlar. 2. maddesi ise Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’a bu düzenin garantörü olma sorumluluğunu yükler. En dikkat çekici hüküm ise 4. maddedir. Bu madde, antlaşmayla kurulan düzenin bozulması halinde garantör devletlere harekete geçme hakkı tanımaktadır.
Bugün Rum yönetiminin attığı adımların tam da bu nedenle son derece tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’ye yeniden gerekçeli müdahale hakkı veriyorlar
Çünkü Kıbrıs’ta çözüm yoktur. Kıbrıs’ta ortak devlet yoktur. Kıbrıs’ta iki toplum........