EOKA ruhu: Kuşaktan kuşağa miras kalmış bir ülkü |
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, EOKA’yı anma gününde, “EOKA’nın anısının kolektif hafızada canlı tutulması gerektiğini, EOKA eylemlerinin ve o dönemin fedakârlıklarının çocuklara ve yeni nesillere aktarılmasının zorunluluk ve görev olduğunu” tüm dünyaya duyurdu.
Sevgili Abdullah Korkmazhan, Türkiye’deki sol hareketleri çalışırken önemli bir tarihsel anekdotu okurlarıyla paylaşıyor. TİP Başkanı Mehmet Ali Aybar, 10 Mayıs 1964 tarihinde Kıbrıs üzerine yaptığı analizde, Kıbrıslı Rumların milliyetçilik kültürü ile Kıbrıslı Türklerin milliyetçilik kültürü arasındaki farka dikkat çekiyordu.
Aybar, Kıbrıslı Türklerin Taksim milliyetçiliğinin aksine, Rumların ENOSIS milliyetçiliğinin çok uzun yıllara yayılmış bir ideoloji olduğunu vurguluyordu. Rumlardaki milliyetçi kültürün tabana yayılmış sosyolojik bir gerçeklik olduğunu izah ederken, Kıbrıslı Rumların “kuşaktan kuşağa miras kalmış, yolunda dövüşülüp ölünmüş bir ana vatana ilhak ülküsü” olduğunu belirtiyordu.
Evet, Rum tarafı yirmi yılı aşkın bir süredir Avrupa Birliği’nde olmalarına rağmen, kuşaktan kuşağa kendilerine miras kalmış “EOKA ruhunu” (Hristodulidis’in deyimiyle) başarılı bir şekilde yaşatmayı başarmıştır. Bu sosyolojik gerçeklik uzun yıllardır böyledir.
Elbette bu tür şeyler kuşaktan kuşağa otomatik olarak aktarılmaz. Kiliseden eğitim sistemine kadar birçok manipülatif ideolojik aygıt, EOKA ruhunu sözümona “soylu" bir şeymiş gibi yeni kuşaklara aktarmak için yoğun şekilde çalışmaktadır.
Aynı durum Kıbrıslı Türkler için geçerli değildir.
Daha önemlisi, Kuzey Kıbrıs’taki KKTC’ci ve federasyoncu kesimler arasındaki kamplaşma o denli derinleşmiştir ki, Kıbrıslı Türklerin azımsanamayacak bir kısmı kendi tarihini........