We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Cenevreye beş kala!

2 1 39
02.03.2021

Türkiye, ne zaman Rusya ile yakınlaşmışsa, tarihin akışı değişmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Atatürk, Sovyet Rusya ile çok yakın ilişkiler tesis etmişti. Tesis edilen bu ilişkiler, Anglo – Amerikan oyunlarıyla Anadolu’da bir Kürt ya da Ermeni devleti kurulmasının önüne en sert engelleri koyuyordu.

Anglo-Amerikanlar, bir taraftan Türkiye’yi Rusya’dan uzaklaştırmaya çalışırken, diğer taraftan da Ağrı Dağı’nda, İran’da ve Irak’ta örgütlenmiş Kürt ve Ermeni çetelerine para ve silah sağlayarak Türkiye’yi bölmeyi arzuluyordu.

Ağrı Dağı İsyanı, Türkiye ve Sovyet Rusya’nın birlikte mücadelesiyle isyancıların İran’a kaçmasını önlemiş ve hemen akabinde de Türkiye ile İran arasında yapılan anlaşma ile Ağrı Dağı’nın bütünü Türkiye sınırlarına dahil edilmişti.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD Başkanı Woodrow Wilson’un yayınladığı 14 maddelik prensiplere, bilhassa bu prensiplerin 12’nci maddesine rağmen, fütursuzca Anadolu’yu talan eden İngiliz, Kurtuluş Savaşı’ndan nasiplerini almış olmasına rağmen, yenilen güreşçinin güreşe doymaması misali, İngilizler Anadolu’yu parçalamak için strateji üzerine strateji yapmaya devam ediyordu. O dönemde kurulan Milletler Cemiyeti’ne Türkiye’yi üye yaparak bu stratejilerini taçlandırmayı hedefliyorlardı.

Atatürk, Wilson Prensipleri’ne ve Lozan Antlaşması’na rağmen Anadolu’ya göz diken Anglo – Amerikanlara pabuç bırakmamak için Milletler Cemiyeti’ne üyelik başvurusu yapmayı reddediyordu. O dönemde 43 üyesi bulunan Milletler Cemiyeti, Atatürk’ün kendinden emin siyaset ve stratejisine daha fazla göğüs gerememiş ve 6 Temmuz 1932 tarihli toplantısında, 43 üyesinin oybirliğiyle, Cemiyet Tüzüğü’ne ve Cemiyete üyelik usullerine rağmen, Türkiye’yi Milletler Cemiyeti’ne üye olmaya davet etme kararı almıştı. Türkiye ise, bu karara karşı, o güne değin imzalanmış olan tüm milletlerarası anlaşmalarını ve yapmış olduğu tüm icraat ve tasarruflarını saklı tutarak, Cemiyete üye olma davetini kabul edeceğini bildirmişti.

Atatürk’ün “Biz üyelik müracaatı yapmayı düşünmüyoruz ama davet ederlerse düşünebiliriz” sözüyle hayat bulan stratejisini 43 üyesinin tamamının rızasıyla, İngiliz ve Amerikan güdümündeki Cemiyet kabul etmek zorunda kalmıştı. Daha da önemlisi, Türkiye’yi bölsün diye para ve silah tedarik ettikleri tüm çeteleri yüzüstü bırakmak pahasına Atatürk’ün stratejisine boyun eğmişlerdi.

Anadolu’da bu gün hala Ermeni ya da Kürt Devleti kurulamıyorsa, bu, Atatürk’ün stratejisinin sonucudur.

***

Türkiye,........

© Kıbrıs Postası


Get it on Google Play