We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Paris ve resim-şiir tutkusuyla geçen bir ömür: Bedri Rahmi Eyüpoğlu

1 1 3
22.09.2021

Bugün 22 Eylül… Bir ressam olarak tanınan, ancak özellikle şairliği ve Anadolu motiflerinden hareketle göz nuru ile işlediği tabloları ve mozaik eserleriyle de sanat tarihimize geçmiş olan çok yönlü sanatçımız Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun ölümünün üzerinden 46 yıl geçmiş… Bedri Rahmi’nin, genç sayılabilecek bir yaşta aramızdan ayrıldığı açıktır. Yaşadığı hayatın evrelerini ise, “Trabzon yılları”, dışında net olarak birbirinden ayırabilmek mümkün değildir. Zira hayatı, “Paris’e duyduğu tutku” nedeniyle Paris ve İstanbul arasında, ama zaman olarak daha çok İstanbul’da şair, ressam ve akademisyen olarak eserleri, öğrencileri ve aşkları arasında geçmiştir. Picasso dışındaki bütün ressamlar gibi, resimden para kazanamadığını söylemek de herhalde gerekmez!
Trabzon yılları
1911 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Bedrettin Rahmi, kaymakam olan babasının görevi nedeniyle, Anadolu’nun bir çok kasabasını gezer. Kim bilir, belki de ileride yaptığı resim ve seramiklerde kullandığı Anadolu motifleriyle olan yakınlığı da bu yıllarda doğmuştur. Babasının 1925 yılında Trabzon Milletvekili olmasıyla birlikte Trabzon Lisesinde eğitimine devam eden Bedri, çok okuyan aydın bir insan olan babasının da etkisiyle edebiyata ve özellikle şiire yakın bir ilgi duymaya başladı. Ancak bu ilgisi ressam Zeki Kocamemi’nin liseye resim öğretmeni olarak atanması ve Bedri’nin yeteneğini keşfetmesiyle kırılmıştır.
Parasızlık içinde yaşanan İstanbul-Paris- İstanbul yılları, yaşanan aşklar ve kırılan hayaller

1929 yılında, matematik dersinden başarısız olduğu için liseden ayrılan Bedri, o zamanlar ortaokul mezunlarını da öğrenci olarak kabul eden İstanbul Güzel Sanatlar Akademisine girmiş ve İstanbul’a gelerek İbrahim Çallı ile Nazmi Ziya’nın öğrencesi olmuştur. Akademide geçirdiği iki yıldan sonra, ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu’nun kazandığı bursu ağabeyi ile bölüşerek Fransa’ya gitmiştir. Djon ve Lyon’da müzeleri ve sergileri gezip Fransız ressamlarla gıyaben tanıştıktan sonra 1932 Eylül’ünde Paris’e geçmiştir.........

© Kıbrıs Gazetesi


Get it on Google Play