Kıskançlık En Çok Taşıyanı Yakar
“Kıskançlık ateştir.” Bu sözü yıllardır duyarız. Ama belki de eksik söylenmiştir. Kıskançlık, önce onu taşıyanı yakar. Çünkü insan, başkasının ışığını söndürmeye çalışırken fark etmeden kendi karanlığını büyütür. Hayatta hepimiz zaman zaman kıskanabiliriz. Birinin başarısını… Mutluluğunu… Gördüğü sevgiyi… Sahip olduğu imkânları… Bu duygu insanidir. İnsan yapan şey ise o duyguyla ne yaptığımızdır. Kimi insan kıskandığında kendine döner. “Ben neyi eksik hissediyorum?” diye sorar. O eksikliği tamamlamaya çalışır. Kimi ise gözünü kendinden alıp başkasına çevirir. Dedikodu başlar. İftiralar atılır. Küçük hesaplar yapılır. Ayağı kaydırılmaya çalışılır. Emek küçümsenir. Başarı gölgelenmeye çalışılır. İş yerlerinde de böyledir. Aile içinde de… Arkadaşlıklarda da… Hatta bazen en yakın sandığımız insanların arasında bile… Çünkü kıskançlık sadece “Onun neden var?” sorusu değildir. Çoğu zaman… “Ben neden kendimi yeterli hissedemiyorum?” sorusunun üstünü örten bir savunmadır. Psikolojide buna yansıtma denir. Kendi eksikliğimizle yüzleşmek yerine,........
