SÜLÜN OSMAN’DAN, FON VURGUNUNA…
“Sülün Osman, asıl adı Osman Ziya Sülün olan ve Türkiye’de özellikle 1950’li ve 1960’lı yıllarda yaptığı dolandırıcılıklarla ünlenen bir kişiydi.
En çok, kendisine ait olmayan kamu mallarını satıyormuş ya da kiralıyormuş gibi davranmasıyla tanındı. Rivayet edilen en meşhur hikâyelerde Galata Köprüsü’nü, tramvayı, meydan saatlerini veya benzeri kamuya ait yerleri saf vatandaşlara satmaya ya da gelirini kiralamaya kalktığı anlatılır. Bu hikâyelerin bir kısmı zamanla efsaneleşmiş olsa da Sülün Osman’ın gerçekten profesyonel bir dolandırıcı olduğu ve insanları ikna kabiliyetini kullanarak çok sayıda kişiyi kandırdığı bilinir.
Bu nedenle Türkiye’de “Sülün Osman’a köprü satmak” veya “Sülün Osman gibi” ifadeleri, aşırı kurnaz dolandırıcılığı anlatan kültürel bir benzetmeye dönüşmüştür.”
Sülün Osman, sonuçta tek tek bireyleri kandırıp dolandırdı. Yüzleri, binleri, on binleri dolandırmadı.
Fon Krizi gibi yumuşak isimlendirmeler yapılsa da, Türkiye, sermaye piyasaları tarihinin en büyük krizlerinden, belki de evrensel ölçekte en büyük vurgunlarından birini konuşuyor.
Birkaç gündür, özellikle Türkiye’den iş ve finans dünyasından isimlerle konuyu konuşuyorum.
Adına “fon krizi” deniliyor.
Ancak ortaya saçılan iddialar doğruysa yaşanan, sıradan bir yatırım zararı değildir. Resmen kurulmuş bir tuzak söz konusu.
Dünyada örnekleri olan bu vurgun düzenin adı PONZİ’dir.
“Ponzi düzeni, gerçek bir yatırım kazancı üretmeden, sisteme sonradan girenlerin parasıyla daha önce girenlere “kâr” ödenen dolandırıcılık sistemidir.
Mantığı basittir: İlk yatırımcıya örneğin “100 bin liran 130 bin oldu” denir ve isterse kazancının bir bölümü gerçekten ödenir. Bu ödeme yatırım faaliyetinden değil, sisteme yeni katılan insanların parasından yapılır. İlk yatırımcı ödeme aldıkça sisteme güven artar, çevresine anlatır ve yeni para gelir.Sistem ancak........
