Be gomuşu, camdan evde oturduğunun farkında mısın?
Bugünden başlayarak beş gün, Güney’e bakıyorum, dinliyorum, okuyorum ve KONUŞUYORUM, üst başlığı altında yazılarımı yazacağım.
Yazdıklarımın Güney Kıbrıs’tan da okunup, izlendiğini biliyorum. Aslında yazacaklarım özellikle Rum siyasi liderliği ve devamında Kıbrıs gerçeklerine objektif, gerçekçi yaklaşmayı bilmeyenlere yöneliktir.
Güncel konu, Kıbrıslı Rum ve Yunanlı parlamenterlerin kulis ve çabalarıyla Avrupa Parlamentosundan geçen “1974 Türk İşgalinin Kıbrıslı Kadınlara ve Genç Kızlara Yansımaları” başlıklı karar.
Konuyla ilgili giriş görüşlerimi yazmadan, geçtiğimiz dönem Avrupa Parlamentosunda milletvekilliği görevi yapan Kıbrıslı Türk Niyazi Kızılyürek’in dünkü Yenidüzen gazetesinde yer alan, “ Savaş ve Kadın” başlıklı yazısının bir bölümünü, özüne katıldığımı, altına imzamı atabileceğimi belirterek sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Rum ve Yunanlı milletvekillerinin girişimiyle hazırlanan bir karar taslağı Genel Kurulda büyük bir çoğunluğun desteğiyle onaylandı.
“1974 Türk İşgalinin Kıbrıslı Kadınlara ve Genç Kızlara Yansımaları” başlıklı kararda cinsel şiddet ve tecavüz mağduru kadınlardan söz ediliyor. Fakat, maalesef sadece Kıbrıslı Rum kadınlarından…
Avrupa Parlamentosu Üyesi Kıbrıslı Rumlar, “Kıbrıslı Türk” sözcüğünü unutmuşa benziyorlar. Kayıp Şahıslar konuşulduğunda veya şimdiki gibi tecavüz kurbanlarından bahsedildiğinde, sadece Kıbrıslı Rum mağdurlardan söz ediyorlar.
Farklı yaklaşım sergileyen tek milletvekili AKEL’den Yorgos Yiorgos oldu. Yorgos, Kıbrıslı Türk kadınların da mağdur edildiğini belirten bir değişiklik önerisi verdi ve öneri büyük bir çoğunluk tarafından kabul edilerek karara girdi.
İlginçtir,........
