Küresel enerji satrancı: “Destansı öfke”, Hürmüz darboğazı ve Güney Kıbrıs’taki hamleler – 1

Şubat ayı sonunda Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından İran’a yönelik olarak başlatılan “Destansı Öfke Operasyonu” (Operation Epic Fury), artık yalnızca bölgesel bir çatışma olmaktan çıkarak tam anlamıyla küresel bir kriz ve kaotik bir hâl almıştır. Başlangıçta hava saldırılarıyla sınırlı kalacağı öngörülen bu operasyonun, bugün küresel enerji piyasalarını derinden sarsan bir kara harekâtına dönüşmek üzere olduğu görülmektedir.

20 Mart 2026 tarihinde CBS News kanalına sızan/sızdırılan Pentagon kaynaklı bilgilere göre; ABD Savunma Bakanlığı, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini kalıcı hâle getirmek bahanesiyle sınırlı bir kara operasyonu seçeneğini masaya yatırmış durumdadır. Diplomasi uzmanları ve uluslararası stratejistler, bu hamlenin sıradan bir askerî durum olmadığını; stratejik adaların işgali veya kıyı tesislerinin ele geçirilmesi gibi çok daha geniş çaplı bir kara safhasına dönüşebileceğini öngörmektedir. Nitekim ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı 48 saat içinde koşulsuz olarak açmaması durumunda elektrik santralleri dâhil tüm enerji altyapısının yerle bir edileceğini açıklaması, krizin geldiği korkunç boyutu gözler önüne sermektedir. Görünen o ki ABD’nin asıl hedefi sadece boğazı trafiğe açmak değil; Hark Adası gibi kritik enerji tesislerini de fiilen ele geçirerek küresel enerji piyasalarının kontrolünü tamamen kendi tekeline almaktır.

Hark Adası’nın gerçekliği ve İran’ın “Kızıldeniz” resti

ABD’nin hedef tahtasına koyduğu Hark Adası, sıradan bir kara parçası değildir; İran’ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ının gerçekleştirildiği ana atardamardır. Buşehr eyaleti açıklarında, ana karaya 30 kilometre ve Buşehr limanına 55 kilometre mesafede yer alan 21 kilometrekarelik bu küçük ada, 8 bin 200 kişilik nüfusuyla küresel enerjinin devasa bir terminaline ev sahipliği yapmaktadır. Adada doğrudan petrol üretilmemesine rağmen; Ebu Zer, Furuzan ve Durud gibi........

© Kıbrıs Gazetesi